Eyl 26

Türkiye’de, şiir kamusunun “görsel şiir” diye bir olaydan haberdar olması çok uzun sürdü. Ve tuhaftır, yeniliğin arandığı, istendiği, yoğun bir klişeciliğe doğru ilerlendiği, gericilik olarak adlandırılabilecek tüm hareketlerin kendilerine yayın alanı bulduğu, akademizmin ve aşırı amatörlüğün bir arada gitmesinin çoğu kişiyi rahatsız ettiği, şiir kitaplarının, şiire olan ilginin giderek azaldığı, buna rağmen internet üzerindeki sitelerde “şiir namına” sunulanların ise tu-kaka edildiği, kötü örneklerin iyi örnekleri bastırdığı son 10 yıldan sonra hem de! Metnin devami burada »

Ağu 28

Dada korkut cephaneliği

poetikhars’a dada korkut cephaneliğini attım. İsteyenler gidip bakabilir. Bu ufak silgiler (bunlara rubber stomp diyorum ben, Jim Leftwich’in aksine) şair tarafından oyulmuş, daha sonra da mürekkeple tanıştırılmış ve en son aşamada da beyaz kağıdın üzerinde sarsıntılı ve rastlantısal yolculuklarına bırakılmışlardır. Ortalama olarak bu silgilerle, bazen birini bazen birkaçını birlikte kullanarak 40-50 kadar iş ürettim. Her işin üretimi yaklaşık 2 dk falan sürdü. O kadar kolay üretilebilir durumdalar ki, insan bir noktadan sonra kendisine durması gerektiğini söylüyor. Bu da işin başka bir kısmı.

Görsel Şiir, bana göre dilin, kendi üzerine araçları ile hucüm ettirilerek, bambaşka bir dil olanakları silsilesi yakalanmasının yoludur. Bu yolda kullanılacak araçların, şiire sokulması görselliğin başat kılınması değil, tam tersine aslında bana göre kirli bir fikir olan “şair”in ortadan kalkması anlamına gelmektedir. Yani burada şair, artık “makina”dır.

Tem 19

Heves’in 15. sayısı çıktı. Bu sayıda Efe Murad 54 sayfalık bir yazı yayınlamış. Başlığı “Günümüz Türk Şiiri: Serbest Çalışmalar”. Alt başlık ise Somut Düşüncenin Maddede Teceddüdü, Aklın Yapılandırılması. 54 sayfalık yazıya da daha kısa bir başlık koymak olmazdı herhalde!

Yazının tamamı, benim daha önce bir çeşit “cephe” olarak düşündüğüm Fayrap+Heves+Poetikhars+Ücra dergilerini çıkaran ya da bu dergilere şiir/yazı veren kişiler üzerine kurulmuş. Efe Murad’ın ortaya çıkışına hepimiz az çok bulaştık, bulaştık diyorum zira Efe Murad ile Cem Kurtuluş’un “Madde Şiir” sergisini ilk görenlerle, bu ikilinin şiirlerine ve fikirlerine doğru dürüst yer verenler arasında gerçek bir uçurum mevcut artık.

Efe Murad -yazının tamamı ile ilgili daha sonra yazacağım- işte bu eksen / odak içinden bakıyor Türk Şiir’ine. Herkesin argümanlarını kendince toparlamış yine kendince bunları kendi Madde Şiir’i üzerinden değerlendirmiş.

Bugünün okuru için, bugünün şiirini ne derecede ifade ettiğini bilmediğim “diğer tarafın salya sümük” şairleri dışında, işte burada bahsedilen şairler ve hareketler önemlidir. Siz bilmeseniz de önemlidir. Burasını teslim etmek gerek. Öyle veya böyle zamanımızın bir profilini çizmiş Efe Murad o yazıda. Yazıyda aksayan, tıksıran, nefes nefese kalan ve boğulan bir sürü yer var. Ama yine de bir cephe fikri doğmuştur, bir kanat, belki de bir kol vardır.

Yalnız şu var. Mehmed Akif / Namık Kemal üzerinden bugünün şiiri anlaşılamaz artık. Bugünün şairi ya da insanı ya da kahramanı da pek anlaşılamaz. Her okuma eksik okuma ama yine de bu oldukça eksik bir okuma. Cumhuriyet’in karşımıza getirdiği gençlik bile okunamaz bunlar üzerinden, kaldı ki bu gençlik de orta ikiden terktir. Tarih içinde ikisi birbirinin anti-tezi olarak alınan örneğin Divan/Halk ya da Nazım/Necib Fazıl ikilikleri nasıl önümüzden akıp gitti ise, etraflarında titreştirdikleri çeşitli motiflerle artık neredeyse folklorik kalmış ve davalarına indirgenip, toplumun geneli tarafından değil, yönetici azınlıkların lafebeliğinin dinamoları haline gelmiş bu eski figürlerden elimize ne geçebilir? Bu ayrı bir konu.

Efe Murad, bir süre içinde bulunduğu görsel şiir deneyiminden aklında kalanları yazmış, benimle ilgili bölümde. Dada Korkut serisi üzerinden Görsel Şiir deneyimi hakkında yazdıkları elbette dikkate alınmalı, zaten tüm metin böyle bir çaba istiyor okurdan. Ama yine de örneğin ben Dada Korkut’ta “sözü malzemeleştir”medim. Çünkü öyle bir söz yok. Dada Korkut ismini verdiğim tüm işlerin içinde sözün esamesi bile okunamaz. Çünkü burada ben ne söze karşı, ne de sözden içeri doğru gittim. Aslında direk yazmaktan, yaymaktan (kelimenin köküne bakalım lütfen) gittim. Mürekkebi, resmi, baskıyı, kabartmayı ve oyulmuşu..yani kısaca Yazının hallerini.

Yazı, bizde örgütlenmiş bir bütün olarak sözlü anlamın taşeronudur. Bu anlamda da orospusu, gövdesi. Biz yazının en pasaklı hali olarak “yazı”yı değil, dize getirilmiş ve dizilmiş hali olarak şiiri ve “mısra”yı anlarız. O yüzden ben Görsel Şiir’in şairin gerçek anlamda dil ile değil, önce yazmanın kendisi ve alışkanlıkları ile deneyimi olduğunu düşünürüm. Bu kendi başına Metafizik bir alan mıdır yoksa tamamen madde tarafında birşeyler yapmak mıdır, bilemem. Görsel Şiir’de okurdan ve şairden beklenen, akış halindeki yazıyı izlemesi değil, akışı devam ettirmesidir.

Bu arada son bir not, yazıda tüm şairlerin resmi varken, benim “işi”min olması gurur vericidir. Bu, en azından görsel şiirin benim şahsımla değil, şiirin kendisi ile ilgili olduğunu gösterir.

Ara 20

“Bu yüzden estetik olan [Baumgarten’in 1750′lerdeki ifadesi ile], ilkeli bir maddeciliğin-teorik olanın tiranlığı karşısında bedenin uzun, sessiz başkaldırısının ilk kımıtlılarıdır. ”
Terry Eagleton söylemiş..

Ara 2

YASAKMEYVE ŞİİR DERGİSİNİN 23. SAYISI ÇIKTI!

Dergiden gelen basın açıklaması aşağıda. Buna ek olarak 23′te Orhan Pamuk serilerinden iki iş yer alıyor.

Yasakmeyve şiir dergisinin 23. sayısı yine kitap hediyeli. Bu sayımızda hediye ettiğimiz kitap “İntihar Şairleri Antolojisi”. Yasakmeyve’nin 22. ve 23. sayılarında yayımlanan “İntihar” dosyasında yer verdiğimiz on üç şairin şiirlerinden oluşan kitap, hem intihar eden şairlerimizi anmayı, hem de dergimizde yer alan dosyayı bir başka yönden tamamlamayı amaçlıyor. Metnin devami burada »

Eki 31

Otoliths‘ın 3. sayısı yayınlandı. Web blog şeklinde yayınlanan derginin bu sayısında aşağıdaki isimlerle birlikte dada korkut’un isim ve cisim babası olarak ben de yer aldım.

Ray Craig, Jordan Stempleman, Jeff Harrison, Andrew Topel, Corey Mesler, John M. Bennett, Reed Altemus, Lars Palm, Jesse Crockett, rob mclennan, Pat Nolan, Jenna Cardinale, Rochelle Ratner, Ian Finch, Paul Siegell, Thomas Fink & Tom Beckett, Ayşegül Tözeren, Glenn Bach, T. Walden, Tom Hibbard, Raymond Farr, Aki Salmela, Jill Jones, Nico Vassilakis, Kirsten Kaschock, Martin Edmond, Eileen Tabios, Sheila Murphy, Rebeka Lembo, Jonathan Hayes, Jenny Allan, Geof Huth, Kevin Opstedal, Adam Fieled, Derek Motion, Caleb Puckett, Scott Hartwich, harry k stammer & Serkan Işın, Michael Rothenberg.

Eki 1

Blogged with Flock

Eki 1

2005-2006 arasından seçtiğim işler. Görsel şiir, kolaj, somut şiir vs. Tadını çıkarın..

technorati tags:, , , , , , ,

Blogged with Flock