aslında kolay değil, web için üretmek, nette yaymaya çalışmak ve insanlarla paylaşmak. son 7-8 yıldır da hiç kolay olmadı. ne yaptıysam, tartışma, iş, görsel şiir, eleştiri, önce nette yayınladım. siteler kurdum, onları bozdum. insanlarla, okurlarla aramdaki iletişimi belirleyen net oldu. bu pek “netçe” bir yaşam mıdır, eh bize göre değil. Bizde, fikirlerin ardı genelde insanlara ve insanların ardı da genelde “acılara” filan çıkar. o yüzden fikirlerin canı cehennemedir. Metnin devami burada »
Muhtemelen buz gibi bir odada oturan, güneş ışığının sahte aydınlığı ile kaplandığı metal ya da her ne ise aynı Kelvin derecesinde duran bir robot var Casper reklamında karşımızda. Bu robot, her ne hikmetse bir masada gerçek insanlarla birlikte çektirdiği bir fotoğrafı çerçeveletmiş. Hiç sebepsiz duvara yönleniyor. Duvardan bir bilgisayar çıkıyor ve ekranda “geleceğin teknolojisine dokunun” sözlerini duyuyoruz. Robot ekrana dokunuyor, soğuk odasındaki, soğuk masada duran soğuk fotoğrafa benzeyen başka bir fotoğrafı açıyor. Ona dokunuyor, sonra çok hızlı bir şekilde fotoğraflar ekrandan geçiyor. (Bu arada robot, hiç kimsenin ulaşamayacağı bir bilgisayara muhtemelen olmayan bir parmak izini okutarak bilgisayarı açmıştı.) Metnin devami burada »
İnternet’te edebiyat konusunda herhalde bugüne kadar patlatılan kafanın, yapılan yorumun sayısı trilyonu geçer. Hazırlanan dosyalar, açılan siteler, her biri eleştirdikleri kötü sitelerin taklidi olmaya aday forum siteleri vs. Ortadaki cümbüşün, şiir özelindeki hali, edebiyatın diğer türlerinin web’e yansımasından daha beter oldu, olmakta ve oluyor. Ama neden böyle oluyor, işte bu ilginç! Metnin devami burada »
Uzun zamandır Drupal ile haşır neşirim. Genelde hazır temaları kullandım ve uzun süre böyle çalıştım. Drupal’in tema yönetimi aslında hiç de zor değilmiş bunu keşfettim. Başkasının hazırladığı temaları, kendi siteme uydurayım derken harcadığım zamanı, ilk kez kendim bir tema yapmak için harcayınca ortaya poetikhars.com’un yeni hali çıktı. Bu deneyimden biraz bahsetmek istiyorum, belki işinize yarar. Metnin devami burada »
Günümüz şiiri ve şiir okuru, şairi gibi konularda az çok yazmışlığım vardır. Şiirin, en azından bir edebiyat türü olarak son 30 yılda kat ettiği yol hiç de azımsanacak şey değildir. Cumhuriyet’in başından 1960′lar kadar küçük bir kadronun kırtasiye savaşına dönen, özendiği Batılı şiir ve poetikanın gerisine kalmış, İkinci Yeni ile bir atılım gerçekleştirip, en sonunda hakkın ve halkın rahmetine ermiş gibi duran şiirimizi canlandırmak için çeşitli yöntemler denenmiyor değil. İstanbul Belediye’si lalelerden sonra, “şiir bankları” denilen ve tramvay duraklarında insanlarının üzerine oturması için icad edilmiş yerleri, kitap biçiminde tasarlayarak, üzerlerine şair resimleri ve şiirler bastı. Uygulama tutmadı, çünkü “gözümle değil, başka yerimle okurum abi!” durumu yaşatıldı. Oysa örneğin İngiltere’nin Londra mecrasında belediye, bu işi kitap formatında yaptı ve hem iyi para kazandı, hem de insanlar o uzun (bizimkisi gibi santi-metro değil oradaki metro) tren yolculuklarında şiir okuma fırsatına sahip oldular, olmaktalar. Metnin devami burada »
Siteyi güncelledim. Malum bahar geliyor. Yüzü, gözü biraz daha açık, daha rahat okunan bir tema seçtim. Umarım düzgün okunabilir herşey. Bunun dışında şu günlerde, Sanat Dünyamız’ın 106. sayısında yer alan re-ebru konusu kafamı kurcalıyor. Temelde ebruzenin teknesi ile plazma ekran arasındaki benzerliklerin analojik olmaktan öte bir değer taşıdığına inanıyorum. Öte taraftan Karagöz’ün 2. sayısı hazırlanıyor. Dergiler ve dağıtım konusunda yazdığım yazılardan sonra bu dağıtım konusunda birkaç yayınevi ve derginin ortak hareket etme kararı aldığını, özellikle satış açısından bakıldığında durumun zannettiğimizden daha da beter olduğunu öğrendim. Kitap, dergi dağıtımı konusunda okurun tercihlerini değiştirmek, okurun bilinçlenmesinde filan yatmıyor. Okur öyle bir bilinçlenmeyi devrim gibi süper-kitlesel olaylar da bile kazanmaz, kazanamaz. Poetikhars.com tekrar yayına açıldı. Bu karar hakkında şurada yazdım. Proje olarak şu anda dada korkut’un bir kısmının yayınlanması söz konusu. Nedir, ne şekilde olacaktır, kim basacak bilmiyorum ama yine de “görsel şiir kitabı” ile birlikte dada korkut’u da bu yıl yayınlamak istiyorum.
Hamiş: Memleketin siyasi şeysi, bildiğiniz gibi, umarım eğleniyorsunuzdur. 64Revolt, dinleyin, eğer daha önce dinlemediyseniz!
Buyrunuz, MedyaKronik, medyanın ‘kangren olmuş’ hallerine karşı, yeni tasarımı ile yayında! (nahnu’dan öğrendim).
Şiirlerimiz anlaşılsın, okunsun istiyoruz. Bu, açık ve düpedüz gerekli. Fakat bu mümkün mü? Okurumuz var mı? Bizden öncekilerin kendilerini izleyen, şiiri hakkında fikir sahibi olan bir okurları var mıydı? Satmayan dergilerimiz ve satmayan kitaplarımızla bir hayalet cemiyete doğru gittiğimiz belirtmiştim, durum gerçekten böyle mi? Metnin devami burada »
Türkiye’nin ilk ve bana göre en iyi online kitap satış sitesi -az ekmeğini yemedik satış ortaklığından:)- ideefixe.com güncellendi. Yeni yüzü ile umarım daha uzun yıllar hizmet verir ve Türkiye’nin rezil kitap okuma karnesini düzeltebilmemiz için “kitap pahalı ve alacak zamanım yok” bahanesini ortadan kaldırmaya devam eder!
Yazar, eleştirmen Mehmet H. Doğan vefat etmiş.Ayrıntılı bilgi burada. Ayrıca Alain Robbe Grillet de hakkın rahmetine erişmiş.
Aşağıdaki listede yer alan kitapları bir konuyu açığa kavuşturmak ve soru sormak için derledim. Açıkcası Mehmet Fuat “iyi şiir kötü şiiri kovar” dediğinde buna hiç de inanmayanlardandım, böyle birşey mümkün değildir. YAY-SAT konusunda dergilerde ve yazarlarda yarattığı panik hali, aslında şu aşağıdaki listede yer alan kitaplarla da çok ilgili. Dergiler son kaleydi ve o kale de düşmek üzere. Metnin devami burada »
Birkaç zamandır üzerinde fena halde çalıştığımız, Karagöz Edebiyat matbaadan geldi. Resmî açıklama ve basın bülteni şu sıralarda hazırlanıyor. Vatanımıza, milletimizi ve şiir kamumuza hayırlı uğurlu olsun. Karagöz’ün ilk sayısının dosya konusu “Genç Şair Geber!” oldu. İki aylık bir periyod ile yayın hayatına devam etmesini planladığımız ve arzuladığımız Karagöz Edebiyat, Hakan Şarkdemir, Osman Özbahçe ve Serkan Işın tarafından hazırlanıyor. Derginin ilk sayısının muhtevasını aşağıda bulabilirsiniz. Not: web sitesini dün gece bitirdik: www.karagozedebiyat.com adresinden de bilgi alabilirsiniz Metnin devami burada »
Her ne kadar nal gibi Şeref Bilsel fotoğrafı basılmış olsa da, deneysel şiir ilk kez bir gazetenin kitap ekine konu oldu. Yenişafak Kitap eki aralarında benim de bulunduğum çeşitli şair ve eleştirmenlere deneysel şiirin ne olduğu konusunda fikir sordu, fakat verilen cevapların 2 yıl öncesine göre neredeyse hiç değişmemiş olması da tuhaf geldi bana. Ayrıca Taraf gazetesi de geçtiğimiz Pazar (10 Şubat 2008), aynı konuya yakın bir tartışma yayınladı (orada da endam ettim:)