Teknoloji reklamları, Türkiye’nin çakma prestijleri ve birkaç söz

Muhtemelen buz gibi bir odada oturan, güneş ışığının sahte aydınlığı ile kaplandığı metal ya da her ne ise aynı Kelvin derecesinde duran bir robot var Casper reklamında karşımızda. Bu robot, her ne hikmetse bir masada gerçek insanlarla birlikte çektirdiği bir fotoğrafı çerçeveletmiş. Hiç sebepsiz duvara yönleniyor. Duvardan bir bilgisayar çıkıyor ve ekranda “geleceğin teknolojisine dokunun” sözlerini duyuyoruz. Robot ekrana dokunuyor, soğuk odasındaki, soğuk masada duran soğuk fotoğrafa benzeyen başka bir fotoğrafı açıyor. Ona dokunuyor, sonra çok hızlı bir şekilde fotoğraflar ekrandan geçiyor. (Bu arada robot, hiç kimsenin ulaşamayacağı bir bilgisayara muhtemelen olmayan bir parmak izini okutarak bilgisayarı açmıştı.)

Daha sonra robot çeşitli işlemler yaparken, bilgisayarın “üstün” özellikleri anlatılıyor. En son duyduğumuz “sevdiklerinize dokunun” oluyor ve robot, parmağı ile ekrandaki fotoğrafta dolaşırken ekran kapanıyor. İşte size Türkiye’nin Prestiji. Robot, robotla çekilen fotoğraf, bize duvara saklanmış bir bilgisayarı, o bilgisayarın dokunmaktik ekranına dokunarak “hisseden” robotu gösteren bir reklam bu. Casper ya da Vestel ya da Arçelik ya da Beko ya da Exper, tüm bu “notebook imalatçılar”ında eksik bir şey var.

45 saniye içinde ikna edilimek

O eksik şeylerin birkaçını Toshiba reklamı tamamlıyor ya da görünür kılıyor diyelim. Toshiba, yeni ürünü Portage 500 için bir reklam döndürüyor 1 aydır. Bu reklamda, bir teknoloji şirketinin gerçekte ne halt ettiğini görüyoruz. Ekranda akan müzik ve ses, söylenen sözlerin kısalıkları, iddiaları da daha güçlü hale getiriyor. Toshiba, o bilgisayarı satacak kişiye nasıl düşünen bir şirketle karşı karşıya olduğunu söylüyor: “hafifse, daha hafifini, yuvarlaksa, daha yuvarlağını, parlaksa daha parlağını üretiriz” diyor. Ve bunu kanıtlamak için de, ekranda bir tür mühendislik cümbüşü izliyoruz. Ne bir yaşam biçimi satma uğraşı, ne de aslında tam olarak üretemediği birşeyin söylem alanını cilalama hali. Toshiba reklamı bizi kandırmaya çalışmıyor, en azından gözümüzün önünden geçirdiği tüm aşamalardan sonra karşımızda çıkan ürün hakkında 45 saniye içinde ikna ediliyoruz. Sonuçta ortaya çıkan bu “şey” bizim hayatımızı falan değiştirmeyecek ama en azından gerçekten de ileri teknoloji birşey almış hissine kapılacağız. Bir süre için, sonra? Sonra Toshiba, bize şunu söylüyor: “birkaç zaman içinde daha iyisini yapacağız, çalışıyoruz. Aha bakın!”

Sevdiklerine dokunmak için Casper bilgisayar alan Android

Oldum olası, yerel pazarda pay kapmak için ortaya çıkarılan bu çakma notebook reklamlarına, bilgisayar reklamlarına verilen parayı anlamamışımdır. İçine konulan Intel Çip, üzerine basılan soğuk damga marka logosu, Windows tabanlı işletim sistemi, muhtemelen ortalama donanımları ile bu bilgisayarların tanıtılacak neleri var? Yerli müşteriye verdikleri avantaj ne olabilir? Örneğin belki daha iyi bir satış sonrası teknik destek, daha iyi garanti koşulları? Ama reklamlarda tuhaf, ölçüsüz bir “yaşam biçimi değiştirmeye” yönelik mucizevi hallenmeler var. Tamam, reklam böyle birşey. Ama Casper’in ya da Exper’in reklamlarında eksik olan şeyi, biz, 200 yıldır düzeltemedik. Düzeltemediğimiz “mucizevi” olan ile “çalışarak yapılan” arasındaki fark. Dikkat edin, bu reklamlarda bilgisayarın hayatımıza ne gibi “olumlu” etkileri olacağı filan anlatılmaz. Size, sanki o boktan hayatınızın paralelinde başka bir evren varmış gibi ucu açık kavramlardan bir hevenk sunulur: “hız”, “kolaylık”, “konfor”. İşlemcisi ile bir notebook’un görüntüsü arasında bir ilişki yoktur. İşletim sisteminin standart bir işletim sistemi olması bir yana, ekranda gösterilen şey ile gerçek hayatta kullandığımız bilgisayarların kullanım amaçları arasında da bir ilişki kolay kolay birleştirilemez. Açıkcası, o bilgisayarlarla kimse daha rahat bir hayat yaşayamaz.

Peki neden böyledir? Bunu anlamak kolay değil. Bilgisayar, hiç bir aşamasında burada üretilen birşey değil. Sonuçta bilgisayarı, bilgisayar hale getiren şey ne kasası, ne işletim sistemi, ne de ekranı. Bunların hepsinin bağlı olduğu, 100 yıldır gelişip duran bir işlemci ve anakart teknolojisi var. Bunların altında yatan şey ise, matematik ve elektrik. Bize teknolojinin “başdöndüren” hızından bahseden insanlar ve reklamcılar var. Özellikle yerli olanlarda bu “mucizevi olana”, “birdenbire olana” bir takmışlık var. Bundan vazgeçin artık. Çünkü o reklamların üzerleri ne kadar cilalı ise, altları da o kadar boş. “Sevdiklerine dokunmak için Casper bilgisayar alan Android” diye bir ne idüğü belirsiz bir kavram yok hayatımızda. Bu, Philip K. Dick romanı olabilir ancak.

Hamiş: Toshiba reklamında duyduğunuz müzik, Vitalic’in “Ok Cowboy” albümünden, “Trahison” isimli parça. Vitalic’in iki CD’lik albümü buradan indirilebilir.

Leave a Comment

Please note: Comment moderation is enabled and may delay your comment. There is no need to resubmit your comment.