YILLIKLAR, kar, zarar ve bu kafa

Bugüne kadar yıllıklarla ilgili birkaç yazı yazdım. Yıllık kavramı ile ben Adam Sanat dergisi sayesinde tanıştım, Mehmet H. Doğan’ın artık kimsenin bulup, bakmadığı yıllıkları o zamanlar çok fazla ilgi konusu idi. Mehmet H. Doğan şimdilerde herhalde bu işe tövbe etmiş durumda ve hiç bir şekilde de yıllık işine bulaşmıyor, bulaşmayacak. Fakat bunu sürdüren, sürdürmeye de gayret eden şair/eleştirmenler mevcut. Kitap-lık dergisi, bu yıl da Baki Ayhan T.’nin hazırladığı yıllığı dergi ile birlikte okurlara armağan olarak verdi.

Yıllıktaki bilgiye göre 2007 yılında tam olarak 305 adet şiir kitabı yayınlanmış. Bu 305 kitabın ortalama baskı adedi herhalde 500 civarındadır, ortalama fiyatları ise 5 ytl, diyelim. Toplamda 762,500 YTL’lik bir şiir “piyasamız” var, sadece kitap bazında. Dergileri de hesaba kattığımızda hepi topu 1 Milyon YTL’lik bir büyüklük bu. 1 Milyon YTL’lik şiir kamusu büyüklüğü, okur sayısı ile birlikte düşünüldüğünde, şiir kitaplarının neden satılmadığı sorulabilir. Çünkü hepi topu 1 Milyon YTL olan bir büyüklüğü sürdürmek ya da geliştirmek için en azından çeşitli hedeflerin konması, belirlenmesi gerekir, gerekmez mi?

Türkiye’de yayıncılık sektörü ile ilgili veriler hiç de iç açıcı değildir, hatta traji-komiktir. Hemen birkaç rakam;

tablo.png

Görüldüğü üzere, edebiyat ürünleri, yayıncılık sektöründe 150 Milyon dolarlık bir alan kaplıyor ve burada şiire ayrılan para, herhalde her yıl taş çatlasa, yeni kitaplar için 1 Milyon dolar civarında oluyor. Yayıncılık sektörü ile ilgili genel ve tam veriler elde olmadığı için, ne yazık ki şiire, şiir yayıncılığına ayrılan paranın ne kadar olduğunu bilemiyoruz. Ama yine de bunun çok cüzi olduğunu düşünmemek için elde bir sebep yok. Konuyu getireceğim yer de, bununla ilgili zaten. Edebiyat’ın işleyişi, sunumu, konusu, içeriği, son zamanlarda oldukça değişti. Bu değişim, sadece bizim ülkemizde yaşanmadı, başka ülkeler ve diller de -ne kadar köklü olurlarsa olsunlar- bu değişimden payını aldı ve sorunlara akılcı çözümler de üretmeye gayret ediyorlardır.

Bizde ise durum biraz tersi vaziyette. Çünkü biz, her nedense, kendi yaşadığımız sistemin, tüm diğer sistemlerden ayrı tutularak, çok sevdiğimiz o, “ülkemizin şartlarına göre” değerlendirileceğini sanıyoruz. Oysa hiç bir sistem, evrende, diğer sistemlerden yalıtılarak gözlenemez. Edebiyat yayıncılığı -yüzde 50’si korsan olmak üzere- Türkiye’de şiir açısından bakıldığında, gelişmemiş bir alan. Geçen yılı Mevlana ile geçirdik örneğin. İnsanlar evlerine çok şık Mevlana kitapları aldılar. Bu yıl da başka bir eğlence bulunabilir, bundan gelir elde edilebilir, burasını bilemiyorum. Ama şurasını biliyorum ki, “klasikler” ve “çok konuşulanlar” dışında, bizim cephede pek bir değişiklik yok. Dağıtım konusu daha da beter hale geliyor, yayın kalitesi giderek düşüyor ve dergiler de kendilerine yayılacak çok dar alanlar bulabiliyorlar, ancak.

Şiir yayıncılığı, yayıncılığın ve şiirin birbirinden fersah fersah uzakta durduğu bir alan, sanki yayıncılık, şiir ile birlikte çalışmamak için icad edilmiş. Şiir kitaplarının okunup okunmadığı ile ilgili, şiir okuru sayısı ile ilgili tonlarca yazı yazılır, insanlar bunlardan şikayet ederler, ama nedense hiç bir çözüm üretmezler, üretemezler ve ellerinde bir tane veri bile yoktur. Bir sürü “yayıncı birliği”, “yazar birliği” üyesi vardır, ama bunlar, her ne hikmetse, şiirin daha fazla okutulması, daha fazla yayılması, insanların daha fazla haberdar edilmesi için kıllarını kıpırdatmazlar. İş kala kala belediyeye kalır, o da ihale ile beton kitaplar yaptırır, okunması için değil kıçınızı üzerine koymanız için.

Üstelik, bir de yıllık yazarları, antoloji hazırlayıcıları ve şiir hakkında tanıtım yazıları yazabilmek için şans elde etmiş, şairler/eleştirmenler vardır. Bu kişiler, gazetelerde, dergilerde, kitap eklerinde şiir hakkında yazma lüksüne sahip kişilerdir ve her nedense, bunların şiir kitaplarının neden daha az okunduğunda dair hiç bir fikirleri yoktur. Bizde şiir, şair, genelde hesabı “edebiyat tarihine” filan verdiği için rahattır. Özetlemek gerekirse, 305 tane şiir kitabı, hala raflarda duruyor ve okunmuyorsa, şiir hakkında gazetelerde, dergilerde yazı yazabilme lüksüne sahip herkes bundan sorumludur.

Dergiler, yayıncılar, dağıtımcılar da okura karşı sorumludur bu işten. Birincisi kitapları, gerçekten alıp okumadıkları ve şiir kitaplarını satın alarak, bir değer yaratmaya çalışmadıkları için. Şiir kitabını çıkarıp, üstüne üstük tanıtım için diğer yazarlara ücretsiz gönderen bir şair/yayınevi, bu gönderim işi için harcadığı paranın karşılığını alamadığı sürece bu işler yürümez. 305 kitap, 305 şair demekse eğer, en azından 305 okur da var demektir.

Oysa, durum hiç de böyle değildir. Bugün gazete ekleri, dergiler vb. düşünüldüğünde şiirin ulaşabildiği okur sayısı oldukça fazladır; yaklaşık 1 milyon kişi. Eğer 1 milyon kişinin %10′u, bir şiir kitabı hakkında yeterince bilgilendirilmiyorsa, o kitabın çıktığından, içeriğinden haberdar olamıyorsa, şairinin o kitapta ne anlatmak istediği değil de, daha çok hiç kimseyi ilgilendirmeyen övgü/sövgü cümleleri ile tanıtılıyor, eleştiriliyorsa ve işin en acı tarafı, o köşelerde yazı yazan insanlara hiç kimse bu durumun hesabı sormuyorsa, eh zaten yıllıklar hakkında tartışmanın ne kadar “bomboş” bir tartışma olduğunu görebiliriz. Şiirin tanıtımı, şiir kitabının dolaşıma sokulması ve insanlar tarafından satın alınabilen, korunan ve paylaşılan bir şey haline gelebilmesi “bilmemenin seçtiği şiirler” olan yıllıkların, şiiri diğer insanlara, okurlara -hele hele konvansiyonel şiiri- haberdar etmek görevlerini öne almaları ile olur. Yoksa bu kafayla devam edersek, edebiyat yayıncılığı sektörünün parazit çocukları olarak hayatımıza devam ederiz.

İşlerden

Motör Tepkileyici Yazıt: Serkan Işın, 2007
Motör Tepkileyici Yazıt: Serkan Işın, 2007
Scanemic Readings: Tarayıcının üzerinde durmayı tarama sürecince başarabilen herşey..
Ölüm hep başkasının resmi: Benazir Butto suikaste kurban gittikten sonra www.haberler.com adresinde yer alan resimlerden birinin yer aldığı sayfa. Artık böyle şeyler dikkat çekmiyor ama orada duran iki tane reklam\
Motör Tepkileyici Yazıt: Serkan Işın, 2007

www.poetikhars.com/camera

“YILLIKLAR, kar, zarar ve bu kafa” için 1 Yorum

  1. ve de ki! | Dergi dağıtımı, abonelik ve bildik sorunlar üzerine diyor ki:

    […] önce Güney’in dağıtım konusundaki şikayeti ve geçen gün de edebiyat yıllıklarının ne işe yaradığı konusunda bunlarla ilgili yazmıştım. Karagöz’ü de çıkarmaya başladığımızdan, […]

Yorum Yapın

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.