Türkiye, Doğu-Batı hastalığından doğan krizleri siyasi olarak dillendirme konusunda son 200 yılda gerçekten büyük bir aşama kaydetti. Bu travmatik hali elbette çeşitli “odak”lar tarafından değerlendirilip, kendisine yine “siyasi bazı” krizler olarak hediye ediliyor. Batılılaşma konusunda gösterdiğimiz çaba, son yıllarda Kuzey’li olamama halleri yüzünden biraz sekteye uğruyor. Bakmayın siz Wallerstein‘in “kapitalizm kriz yaşıyor, elli senede bir” şeklindeki şarkısına, bizim bu tür işlerde -kapitalizm, devlet yönetimi, bürokrasi vb.- neden hep istatistik bazda üçüncü dünya ülkeleri ayarında sayıldığımız ve mahçup edildiğimiz, kapitalizmin gireceği “koma”larla filan açıklanabilir değil. Birşeyler yapmak gerek ve bu birşeyler arasında gizliden gizliye sayısal bölünmeye hizmet etmek kesinlikle yok. Metnin devami burada »
b0nus sonrası, kentte kaldığım sürece hayatım boyunca nesne/şey/kelime/miktar/ürün/kâr/zarar/haz/arzu/tüketim/üretim gibi kavramlardan bir şair olarak kaçamayacağımı düşünmeye başladım. Bu oldukça, oldukça başa bela birşey. Doğu-Batı çelişkisinden -ki kafamızda yarattığımız bir çelişki- daha çetrefil bir şey hatta. Çünkü bir yanda bolluk, bir yanda çokluk ve tam ortalarında “insan” olmaya çalışan birey olarak biz varız. b0nus, bu katmanlı değil ama “çok katlı” sorunu işlemekten, hatta işlemek denemez bile buna, başka birşey de yapmadı. Sadece aklımda kalanları yazmaya çalıştım. Fakat, aklın durduğu, hatta yerini bir yerdeğiştirmeler silsilesine bıraktığı o alışveriş merkezi hakkında yazmak ve kesin bir kanaata varmak oldukça zor. Bu yüzden dizeli şiir yazmaya devam ettiğim sürece bu konu yakamı bırakmayacak. Aşağıdaki şiir, işte o kapılma anlarından birinde ortaya çıktı. Metnin devami burada »
Varlık’ın kitap tanıtım bölümünde bu ay Şakir Özüdoğru “b0nus” hakkında yazdı. bkz www.varlik.com.tr. Hece‘nin 132. sayısının kapağında Braftazoid Masallar’dan biri yer aldı. Kitap-lık‘ın Aralık 2007 sayısında ilk kez bir görsel şiir endam etti: “Dünyanın En Güzel Dört Dizesi”. İle‘nin Eylül-Ekim 2007 sayısı, “Manifestolar” kitabında “Görsel Somut Şiir Kılavuzu”nu ağırladı..
Genel olarak ülkemizde sanat, güzel sanatlar, resim, heykel filan gibi konularda yapılan edilenler ne halta yarar, bunları kim alır, nereye satar vb. gibi ’sınıfsal’ sorunlar bir yana, Radikal’de rastladığım şu söyleşide geçen şu ifade ilgimi çekti. Metnin devami burada »
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) Tarafından Yapılan Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı’nın (Pısa) Araştırmasında, Finlandiya İlk, Türkiye İse 29′uncu Sırada Yer almış..
Geçenlerde Başbakan gazete tirajları, medya gibi çok metaneli konularda, bizim gazeteci esnafının huzurunu kaçıracak şeyler söyledi. Kimi gazeteler bunu görmedi, kimileri de gördü. Kimi gazeteci filan tanınan yazarlar, yöneticiler televizyona çıkıp “aslında bizim gazeteyi binbeşyüz kişi okuyor, ama satın almıyor” gibi gerizekalı argümanlarla kendilerini nasıl kandırdıklarını ortaya koydular. Karton ihalesi, bok püsür teşviki ile geldikleri noktadan bi adım ileri gidemeyeceklerini de gösterdiler, en azından bana. Bu arada konuyla ilgili istatistiklere de buradan ulaşabilirsiniz.