Bu yazı
30 Ekim 2007, 1:23 am tarihinde
Yazı kategorisi altında yayınlandı.
Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz.
Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
“Poll Results: En son şu kadar zaman önce bir şiir kitabı satın aldım” için 6 Yorum
Yaşatığımız, yaşamaya çalıştığımız bir Türkiye’de kitap alıp okuma alışkanlığı az olan bir toplumun, hele ki bir şiir kitabı satın alıp okuması bile görünür bir durum değildir. Bir seneye dahi razıdır şair, şairin kitabını şairin aldığı bir Türkiye’de!
Elbette yapılan araştırmalar çok çok geride olduğumuzu gösteriyor Seyhan Özdamar. Fakat yine de ortada başka türlü bir ortalama daha var, bu da kişi başına düşen kitap harcamasının Türkiye’de yıllık 2 dolar civarında olması. Bu iki doların, kallavi şiir kitaplarına harcanmadığı açık, ama diğer yandan örneğin televizyonda “şair” olarak gördüklerimizin de baskı üzerine baskı yaparak düşman çatlattığını da görmek gerek. Demek ki “şiir” adı altında iki farklı şey var memleketimizde. Bu iki farklı şey zamanında Mehmet Fuat’ın kahramanca ayırdığı “iyi şiir, kötü şiir” konusudur ve ne yazık ki “kötü şiir” “iyi şiir”i çoktan kovmuştur.
Bugün 300-400 kişi arasında dönüp dolaşan bir alışveriştir şiir.
Satın aldığım son kitap! BOnus var, bir Serkan IŞIN kitabı. Kitabın ilk şiirinin adı: “Değerli Müşterimiz” Şiirin ilk dizelerini aktarıyorum: ( sanırım bu dizeler anlatıyor aynayı kitap satışlarına çevirecek olursak) “kendini akışa bırakmış dinamo savruluyor Tin’den beslenmiş, semirmiş yoğunluğuyla tıkır tıkır, siz içeri geçin biz kapıyı kapatırız” ama biz umudumuzu yitirmeyelim. İyi az da olsa gün ışığına çıkar!
Aslında sorunun yanlış olduğunu da düşünebiliriz, sonuçta kim ne satın almış bize ne? Ama yine de bir kitabı satın almaya yeltenmek başka birşey, o kitabı okumak daha başka birşey. Şiir kitabı, diğer kitaplar gibi muamele görmek istediği sürece, bu işin içinden çıkamayacağız. Şiir kitabı rafta satılması gereken birşey değildir, 4 yıldır bunu savunuyoruz.
Son zamanlar şiirle aram iyi değil, onu bulmaya çalıştıkça uzaklaştığımı farkeder gibi oluyorum. Zor oturuyorum artık bir kaç dizeye, kaçıyorum, çetrefilleşiyor gün geçtikçe, ürküyorum, o da bana ürküyor zaten. Önceden okuduğum Attila İlhan, Cemal Süreya, İlhan Berk, Enis Batur, Hilmi Yavuz, Lale Müldür ve anımsayamadığım bir çok şairin tüm şiirlerine ulaşmaya çalışıyorum. Kitap evlerinin şiir raflarında çok yalnız hissediyorum kendimi. 24 yaşında acaba burda mı olmam gerekiyor, sorusunu sormadan edemiyorum, ama dönüp dolaşıp aynı noktaya, yani unutulmuşluğun unutulanların ayrık sesinde. Ben bu soruları aslından çok soruyorum..
ankete gelen 15 sonucu bir final olarak düşünürsek, büyük çoğunluğumuz en az 1 ay önce bir şiir kitabı satın almış -ki bu güzel bir haber.
Ama gözlemlediğim kadarı ile şiir okurluğu pek revaçta değil. Açıkcası şiir yazıcılığının değil ama daha çok şiir söylemenin ilgi çektiğini de görüyorum. Herşeyin ötesinde son yirmi yılda özgürleşiyoruz ve bunun bedelini elbette şiir ödeyecektir.
31 Ekim 2007, 3:21 am tarihinde
Yaşatığımız, yaşamaya çalıştığımız bir Türkiye’de kitap alıp okuma alışkanlığı az olan bir toplumun, hele ki bir şiir kitabı satın alıp okuması bile görünür bir durum değildir. Bir seneye dahi razıdır şair, şairin kitabını şairin aldığı bir Türkiye’de!
31 Ekim 2007, 9:38 am tarihinde
Elbette yapılan araştırmalar çok çok geride olduğumuzu gösteriyor Seyhan Özdamar. Fakat yine de ortada başka türlü bir ortalama daha var, bu da kişi başına düşen kitap harcamasının Türkiye’de yıllık 2 dolar civarında olması. Bu iki doların, kallavi şiir kitaplarına harcanmadığı açık, ama diğer yandan örneğin televizyonda “şair” olarak gördüklerimizin de baskı üzerine baskı yaparak düşman çatlattığını da görmek gerek. Demek ki “şiir” adı altında iki farklı şey var memleketimizde. Bu iki farklı şey zamanında Mehmet Fuat’ın kahramanca ayırdığı “iyi şiir, kötü şiir” konusudur ve ne yazık ki “kötü şiir” “iyi şiir”i çoktan kovmuştur.
Bugün 300-400 kişi arasında dönüp dolaşan bir alışveriştir şiir.
02 Kasım 2007, 2:07 pm tarihinde
Satın aldığım son kitap! BOnus var, bir Serkan IŞIN kitabı. Kitabın ilk şiirinin adı: “Değerli Müşterimiz” Şiirin ilk dizelerini aktarıyorum: ( sanırım bu dizeler anlatıyor aynayı kitap satışlarına çevirecek olursak) “kendini akışa bırakmış dinamo savruluyor Tin’den beslenmiş, semirmiş yoğunluğuyla tıkır tıkır, siz içeri geçin biz kapıyı kapatırız” ama biz umudumuzu yitirmeyelim. İyi az da olsa gün ışığına çıkar!
02 Kasım 2007, 6:08 pm tarihinde
Aslında sorunun yanlış olduğunu da düşünebiliriz, sonuçta kim ne satın almış bize ne? Ama yine de bir kitabı satın almaya yeltenmek başka birşey, o kitabı okumak daha başka birşey. Şiir kitabı, diğer kitaplar gibi muamele görmek istediği sürece, bu işin içinden çıkamayacağız. Şiir kitabı rafta satılması gereken birşey değildir, 4 yıldır bunu savunuyoruz.
03 Kasım 2007, 1:41 am tarihinde
Haklısınız…
Son zamanlar şiirle aram iyi değil, onu bulmaya çalıştıkça uzaklaştığımı farkeder gibi oluyorum. Zor oturuyorum artık bir kaç dizeye, kaçıyorum, çetrefilleşiyor gün geçtikçe, ürküyorum, o da bana ürküyor zaten. Önceden okuduğum Attila İlhan, Cemal Süreya, İlhan Berk, Enis Batur, Hilmi Yavuz, Lale Müldür ve anımsayamadığım bir çok şairin tüm şiirlerine ulaşmaya çalışıyorum. Kitap evlerinin şiir raflarında çok yalnız hissediyorum kendimi. 24 yaşında acaba burda mı olmam gerekiyor, sorusunu sormadan edemiyorum, ama dönüp dolaşıp aynı noktaya, yani unutulmuşluğun unutulanların ayrık sesinde. Ben bu soruları aslından çok soruyorum..
24 Kasım 2007, 1:25 am tarihinde
ankete gelen 15 sonucu bir final olarak düşünürsek, büyük çoğunluğumuz en az 1 ay önce bir şiir kitabı satın almış -ki bu güzel bir haber.
Ama gözlemlediğim kadarı ile şiir okurluğu pek revaçta değil. Açıkcası şiir yazıcılığının değil ama daha çok şiir söylemenin ilgi çektiğini de görüyorum. Herşeyin ötesinde son yirmi yılda özgürleşiyoruz ve bunun bedelini elbette şiir ödeyecektir.