Sputnik 50 yaşında!

Memlekette insanımız bilim adına değil ama bürokratik niyetlerle aşırma, bardağı taşırma işleriyle uğraşıp, kendisine tıpkı Tanzimat’lı ya da Geç Osmanlı’lı dedeleri gibi model arama şeyleri ile kafayı bozarken, bugün hep topi 80 kg’lık Sputnik’in uzaya gönderilmesinin 50. yılı. Zamanında Soyvetler tarafından bile pek sallanmayan ve Pravda’nın sayfalarında minicik bir yer kaplayan bu haber, şimdi size i-pod olarak geri dönüyor. Konu gelip Hubble’a doğru evrileceğinden ve benim düşünceme göre Batı Modernizmi ile aramızdaki sembolik uzaklığı, örneğin Hubble’ın kaydettiği en uzak galaksi ile dünya arasındaki ışık yılı olarak düşündüğümden, benim için fevkaladenin fevkinde önemli bir gelişme bu, tarihsel olarak.

Konuya Batı basını, belki de gereğinden fazla ilgi gösterdiği için bizde de NTV, Cebit dolaylarında Uzayda 50. Yıl konusunda birkaç özel yayın yaptı. New York Times, birkaç gündür, Sputnik’le ilgili ayrıntılı bilgiler yayınlıyor (sitede Sputnik’in dünyaya gönderdiği sesleri de dinleyebilirsiniz). Bu uyuz radyo dalgaları, belki de dünyanın çoğu yerinde hiç bir etki bırakmadan gitti. Ama bu ilk olarak kalmayacaktı, en azından bizim için. Örneğin biz daha sonra Komarov / Soyuz I (Hz.Hubble’daki gerçek trajik kahramandır) olayında da, sağır kalmayı seçtik, üstelik sinyaller üzerimizden bangır bangır geçerken(**! Ne diyor Niçe, “nerede dudaklarıma göre kulak?”

O sırada, yani Komarov, o acı ve umut dolu mesajını ölüm pahasına, deli gibi ısınmış pilot kabininden dünyaya doğru fırlatırken ne halt ediyorduk? Muhtelemen yeni bir “kalkınma planı” ya da hiç bir halta yaramayacak bürokratik bir “proje” peşindeydik. (Bundan daha önce de bahsetmiştim, bkz. Tüğün içinde, “1990′larda Ben Şairim Diyebilmenin Poetapatalojisi“, sayfa 77). Ama bu Sovyetik mesajı alabilecek kulaklara sahip değildik. Şimdi de değiliz. Bu “biip biip” sinyallerini yorumlayacak, gerçek anlamda Tarihsel bir yere oturtabilecek durumda değiliz. Asla olmadık, asla olmayacağız.

Sputnik, dünya tarihinin en yalnız ve dilsiz ilk objesidir. Tek yapabildiği “biplemek” olan bu tuhaf nesne, kekemeliğinin sonunda Dünya’ya yepyeni bir dil imkanı vermiştir. Biz, sağırlar hariç. Öyle ki, dünyaya onu fırlatan siyasal, bilimsel ihtirasların ve iddiaların ötesinde, bugün bile bir sanat eseri, fütüristik haliyle tuhafıma da gitmektedir. Batı biliminin şekilsiz, uyuz ve tamamıyla işlevsel tasarımına karşılık Sputnik, gerçekten “güzel”e dairdir. Onda, soyut sanatla karışık Rus avangardına, belki de uzay için üretilecek objelere dair bir Rus bakışına ait birşeyler vardır.

O kadar çok konuşuyoruz ki, kafamızın tepesinde her gece yıldızları ile coşan bu karanlığın gizeminden 600 yıldır uzağız. Gökyüzü, bizim için, güneş ile ufuk çizgisi arasında kalanlar değil, ufuk çizgisi ile gölgemiz arasında kalan herşey artık.

İşlerden

Scanemic Reading: Tarayıcının üzerinde durmayı tarama sürecince başarabilen herşey..
Motör Tepkileyici Yazıt: Serkan Işın, 2007
Motör Tepkileyici Yazıt: Serkan Işın, 2007
Scanemic Readings: Tarayıcının üzerinde durmayı tarama sürecince başarabilen herşey..

www.poetikhars.com/camera

Yorum Yapın

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.