ve de ki!

serkan ışın resmî blog sitesi

Yasakmeyve 28 ve “gürültülü kağıtlar” üzerine

yorum yapılmamış

Türkiye’de, şiir kamusunun “görsel şiir” diye bir olaydan haberdar olması çok uzun sürdü. Ve tuhaftır, yeniliğin arandığı, istendiği, yoğun bir klişeciliğe doğru ilerlendiği, gericilik olarak adlandırılabilecek tüm hareketlerin kendilerine yayın alanı bulduğu, akademizmin ve aşırı amatörlüğün bir arada gitmesinin çoğu kişiyi rahatsız ettiği, şiir kitaplarının, şiire olan ilginin giderek azaldığı, buna rağmen internet üzerindeki sitelerde “şiir namına” sunulanların ise tu-kaka edildiği, kötü örneklerin iyi örnekleri bastırdığı son 10 yıldan sonra hem de!

Ben işin buraya geleceğini az çok hesapladım ve elbette bu bir böbürlenme değildir. Zinhar’ı 2003′te derme çatma bir sitede kurduğumda, elimde en azından internet üzerinde dergi/yayın yapmışlığın tecrübesi, bir şair olarak yeni şeylere olan açlığım vardı. Bugün, hatırlıyorum da 3-4 yıl içinde en azından küçük de olsa bir kitap dolusu (Gürültülü Kağıtlar, Komşu Yayınları) ürün çıkartabilecek duruma gelmişsek, şiirden benim kuşağımın eskilerin anladığı gibi anlamamasının da etkisi büyüktür.

ELEŞTİRİNİN SEFALETİ VE İFLASI

Zinhar, 5 sayı çıktı ve talih ya da rastlantı, ne dersek diyelim, 6. sayısının çıkmasına izin vermedi. 5 sayıda yer alan “Manifestolar”dan sonra sıradan bir okurun fark edebileceği şu olacaktır. Bir yanda “bilindik yöntemlerle” şiire bakmaya çalışan ve böylelikle bilindik şiirler bekleyen bir kitle ve bunun karşısında hiç bilmedikleri bir karmaşaya şiir demeye cüret eden ya da etmeye başlayan başka bir kitle. Biz, başından beri ‘konvansiyonel’ eleştirinin odağı olan bir şiir dışında kalan bir alanı kolladık. Orada olduğumuzu, orada yaşadığımızı biliyorduk ya da en azından seziyorduk. Görsel Şiir’i doğuran tecelli, asla ve asla örneğin Batı’da VISPO olarak başlayan şey değildir. Bu, az çok kendisine bakabilmekle ilişkilidir. Yazının, göstergenin, şiirin vardığı nokta açısından, yordama, yönteme, söyleme, söylememeye bakmaktır. Burada, artık bilindik anlamı ile eleştiri, kendisini yasladığı yazınsal sanatları “dekupe” ederek ve gördüğü deformasyonları bilindik bir fonksiyon dizisi ile karşılaştırarak “anlamlı”ya yaklaştırarak işin içinden çıkamaz. Burada, artık başka türlü bir okumanın izlerini sürmek gerekmektedir. İşte, benim eleştirinin sefaleti dediğim şey burada yatar.

MAKİNANIN MESAJI NEDİR?

Programın, yazılımın, makinanın mesajı nedir? Bu mesaj, mecrasını nasıl yaratır? Yaratılmış mecra, başka hangi tür mesajları, gösteregelenmeye doğru iter? Kitle kültürü endüstriyel yazma biçimlerini neden bu kadar çok kullanır? Logo ne demektir? Slogan, mesaj, kitle, gösterge nasıl böyle hunharca buluşabilir? Onları buluşturan kimdir? Neden Roland Barthes, Derrida, göstergebilimciler, yapıbozumcular türemişlerdir? Edebiyat metni ya da yazı, tüm bunlar karşısında ne halt etmektedir? Anlamın bir sebebi, bir yeri ya da bir akış yordamı var mıdır? Şiir, bunlar daha önce nasıl başarıyordu ve bugün neden başarısız olmaktadır? Şair kimdir, makina karşısında hükmü nedir? İmge, simge ve gösterge nelerdir? Bunlar nerede gerçekleşmektedirler? Bir şiiri, şiir yapan diğer şiirler midir yoksa kendisi midir? Bütün bu soruları sormaya başladığımızda, Türkçe’nin içinden çıkılmaz bir hale geldiğini görmek, işi sadece kelime, ses, söz türü matrislerde aramaya son vermek anlamına geliyor. İletişim’in hedefi ve kitlesi ve yordamı nedir? Şair, elindeki ortaklanmış kelimeleri kullanmaktan vazgeçtiğinde ne olmaktadır? Avangard’ı ilk çıktığından kabullenildiği noktaya kadar bir habis gibi saran şey nedir? Ne temsil edilebilirdir? Üzerinde uzlaştığımız kelimelere yüklediğimiz anlamları kim sabitlemektedir? Tarih mi? İnsanlar mı? Yazı mı? Dil, nedir ve şiirsel dil dendiğinde neden herkes “duygulu bir anlatım, ahenk, kurgu” gibi şeylerle uğraşmaya başlar? Hakikat ile birlikte “sahicilik” nasıl bu kadar yakınlaşabilir ve bir noktadan sonra birbirlerine ihtiyaç duyarlar? Şairin hayatını çekip aldığımızda, şairin gövdesinin esere katıldığı yer uyuz anılardan başka nedir? Şair, nasıl eyler? Makina dili, ürün müdür? vs vs..

Bütün bu soruların karşısında edebiyatçı yalnızdır. Görsel Şiir, tüm deneysel edebiyat türleri gibi, kendisini kardeş gördüğü sanatlarla işbirliği yaparak cevap arar. Çünkü karşısındaki “yığın” tek birşeyden ibaret değildir, tek bir söylem yoktur, tek bir gösterge yoktur, tek bir faz yoktur ve uzun zamandan beri de tek bir tarih yoktur. Uzun lafın kısası, Görsel Şiir “anlamlandıramamanın dili”ni aramaktadır. Ve burada “şiirsel dil” yerine “bireysel dil” işin içine girer, kamu yayıncılığının yerini “bireysel yayıncılık” alır. Burada “yayın” ifadesi radyasyondaki gibidir. Sonlanacaktır, ama yarı-ömürler de mevcuttur. Burada, “tanrı-şair” modelinin yerine “makina-şair” modeli mevcuttur.

ELEŞTİRİNİN ARSIZLIĞI VE ÇAPSIZLIĞI

Bize, irili ufaklı eleştiriler, homurdanmalarla karşılık veren kuşağımın, çağımın şairlerine ve eleştirmenlerine bir hatırlatmada bulunmak istiyorum. Açıkcası “görsel şiir” aradığınız şey olmayabilir, beklediğiniz yenilik ya da Mesih de olmayabilir (öyle bir iddiamız olmadı). Ama bu kafayla da beklediğiniz “mesih” benzeri şeyi kavrayamayacaksınız, ben 3 yıldır gösterdiğiniz performanstan bunu anlıyorum. Size, edebiyat adına getirilmiş “şeyleri” sırf anlamadığınız için kıyasıya, birbirinize dedikodu yaparak, “duruş”larınıza aldırmadan, tuhaf ittifaklar kurarak kötülemenizden anlıyorum ki, bir şair olarak, Şiir’in değil ama, birkaç kuşağın birden ortadan kalkmasının zamanı gelmiştir.

Yaptığımız işlere, şeylere, elbette “şefkat”le yaklaşmanız biraz tuhaf olurdu. Ama eleştirinin dili yetersiz kaldığında, yapılacak şey bu dili geliştirmektir. Klişelelerden ve önyargılardan arınmanızdır. Belki de bu “tuhaf” şeyi anlama sürecinde karşılaşacağınız kavramlar ve zorluklar size yepyeni bir dil kazandıracaktır.

ÖZETLERSEK

Görsel şiir “biçimcilik” ya da “yenibiçimcilik” değildir. “resim-şiir” değildir, “figüratif-şiir”, “somut şiir” hiç değildir. Bildiğimiz anlamda Cumhuriyet Dönemi Şiir eleştirisinin kuramları ile desteklenemez, açıklanamaz. Önünüzde yepisyeni birşey durmaktadır ve kapısı herkese de açıktır. “Gürültülü Kağıtlar” tam da bunun kanıtıdır.

NOTLAR:

Bugün görsel şiir konusunda okumaya başlamak istiyorsanız elinizde şunlar var:

  • Siyahî Sayı 8: Görsel Şiir Dosyası (2007)
  • Monokl Sayı 2: Görsel Şiir Dosyası (2007)
  • Yasakmeyve Sayı 28: Görsel Şiir Dosyası (2007)
  • Zinhar yayınlanmış sayılar (www.zinhar.com)
  • Poetikhars.com, http://zinharpost.blogspot.com adreslerinde yer alan işler.
  • Hayal Dergisi “Şiirde Görsellik” Dosyası (www.poetikhars.com adresinde dosyada yer alan yazılar mevcut)
  • www.nokturno.org adresinde yer alan galeriler.
  • Rating: 0.0/5 (0 oy(lar))

    Yazan Serkan IŞIN

    Eylül 26th, 2007 at 8:08 pm

    Bir yorum da senden

    Siteye yorum bırakabilmek için giriş yapman gerekiyor.

    BilkentKampus.com