Ödüller
Ödüller, hâlâ bir şekilde edebiyatı, özellikle şiiri işlevsizlikleri ile şenlendirmeye, haber değeri yapmaya devam ediyor. Hürriyet gazetesinde “ikinci cumhuriyetçilerin canına okumak için” bizzat Ertuğrul Özkök tarafından kadroya alınan “şair” Özdemir İnce, Melih Cevdet Anday ödülünü aldı. Bunun üzerine ödül törenin katılan ve kanımca şiirden pek anlamayan köşe yazarları da konu hakkında fikirlerini belirttiler. Örneğin Özdemir İnce geçen yılda Max Jacob ödülünü almış, her ne kadar Cumhuriyetçi olduğunu yazılarında tokat gibi yüzümüze çarpsa da, Fransız Cumhuriyeti’nin bir ferdi olduğunu da böylelikle söyleme rahatlığına kavuşmuştu. Zaten her ne hikmetse bir şekilde neden iyi şair olduğunu biz Türkler olarak anlayamadığımız, İkinci Yeni’ye önce düşman, daha sonra dost, toplumu gerçekçilik ile “milli müdafaa” şairliği arasında bir yerde dolanan İnce, son yıllarda bir şair olarak Kartel Medyası’nın tuhaf iltifatlarına mazhar oluyor ve ilginçtir bundan hiç gocunmuyor. Ben kendisinin birçok kitabını okuyup, sadece kibrinden öte başka şey yazamayan bu “önceki kuşak” şairini anlamayanlardanım. Baksanız, alt tarafı memur, üst tarafı da 80 sonrası “aydını” diyebileceğimiz tuhaf biri İnce. Seveni, anlayanı var buna rağmen, ne mutlu ona!
Ahmet Kekeç, Star’da bu mevzu hakkında yazdı. Kekeç’in ödüller konusunda daha duyarlı olabileceğini düşünmüştüm, halbuki MCA Ödülü’nün İnce’ye değil mesela başkalarına filan verilmesini öneriyor. Neden ki? Ödüller gerçekten verilse ne oluyor, verilmese ne olmuyor? Şairin şiirine zerre katkısı olmayan, kitabın satışına zerre etkisi olmayan, eski kadroların “millet alışverişte görsün” kabilinden dağıttı, özünde vefa ile ilgili olan bu ödüllerin “yazınsal” değeri nedir gerçekten? Özdemir İnce’yi benim kuşağımdan kaç kişi okumuştur ve Hürriyet okurları arasında Özdemir İnce’nin şair olduğunu bilen kaç kişi vardır?
Bir yorum da senden
Siteye yorum bırakabilmek için giriş yapman gerekiyor.