ve de ki!

serkan ışın resmî blog sitesi

Heves XV hakkında

2 tane yorum var

Heves’in 15. sayısı çıktı. Bu sayıda Efe Murad 54 sayfalık bir yazı yayınlamış. Başlığı “Günümüz Türk Şiiri: Serbest Çalışmalar”. Alt başlık ise Somut Düşüncenin Maddede Teceddüdü, Aklın Yapılandırılması. 54 sayfalık yazıya da daha kısa bir başlık koymak olmazdı herhalde!

Yazının tamamı, benim daha önce bir çeşit “cephe” olarak düşündüğüm Fayrap+Heves+Poetikhars+Ücra dergilerini çıkaran ya da bu dergilere şiir/yazı veren kişiler üzerine kurulmuş. Efe Murad’ın ortaya çıkışına hepimiz az çok bulaştık, bulaştık diyorum zira Efe Murad ile Cem Kurtuluş’un “Madde Şiir” sergisini ilk görenlerle, bu ikilinin şiirlerine ve fikirlerine doğru dürüst yer verenler arasında gerçek bir uçurum mevcut artık.

Efe Murad -yazının tamamı ile ilgili daha sonra yazacağım- işte bu eksen / odak içinden bakıyor Türk Şiir’ine. Herkesin argümanlarını kendince toparlamış yine kendince bunları kendi Madde Şiir’i üzerinden değerlendirmiş.

Bugünün okuru için, bugünün şiirini ne derecede ifade ettiğini bilmediğim “diğer tarafın salya sümük” şairleri dışında, işte burada bahsedilen şairler ve hareketler önemlidir. Siz bilmeseniz de önemlidir. Burasını teslim etmek gerek. Öyle veya böyle zamanımızın bir profilini çizmiş Efe Murad o yazıda. Yazıyda aksayan, tıksıran, nefes nefese kalan ve boğulan bir sürü yer var. Ama yine de bir cephe fikri doğmuştur, bir kanat, belki de bir kol vardır.

Yalnız şu var. Mehmed Akif / Namık Kemal üzerinden bugünün şiiri anlaşılamaz artık. Bugünün şairi ya da insanı ya da kahramanı da pek anlaşılamaz. Her okuma eksik okuma ama yine de bu oldukça eksik bir okuma. Cumhuriyet’in karşımıza getirdiği gençlik bile okunamaz bunlar üzerinden, kaldı ki bu gençlik de orta ikiden terktir. Tarih içinde ikisi birbirinin anti-tezi olarak alınan örneğin Divan/Halk ya da Nazım/Necib Fazıl ikilikleri nasıl önümüzden akıp gitti ise, etraflarında titreştirdikleri çeşitli motiflerle artık neredeyse folklorik kalmış ve davalarına indirgenip, toplumun geneli tarafından değil, yönetici azınlıkların lafebeliğinin dinamoları haline gelmiş bu eski figürlerden elimize ne geçebilir? Bu ayrı bir konu.

Efe Murad, bir süre içinde bulunduğu görsel şiir deneyiminden aklında kalanları yazmış, benimle ilgili bölümde. Dada Korkut serisi üzerinden Görsel Şiir deneyimi hakkında yazdıkları elbette dikkate alınmalı, zaten tüm metin böyle bir çaba istiyor okurdan. Ama yine de örneğin ben Dada Korkut’ta “sözü malzemeleştir”medim. Çünkü öyle bir söz yok. Dada Korkut ismini verdiğim tüm işlerin içinde sözün esamesi bile okunamaz. Çünkü burada ben ne söze karşı, ne de sözden içeri doğru gittim. Aslında direk yazmaktan, yaymaktan (kelimenin köküne bakalım lütfen) gittim. Mürekkebi, resmi, baskıyı, kabartmayı ve oyulmuşu..yani kısaca Yazının hallerini.

Yazı, bizde örgütlenmiş bir bütün olarak sözlü anlamın taşeronudur. Bu anlamda da orospusu, gövdesi. Biz yazının en pasaklı hali olarak “yazı”yı değil, dize getirilmiş ve dizilmiş hali olarak şiiri ve “mısra”yı anlarız. O yüzden ben Görsel Şiir’in şairin gerçek anlamda dil ile değil, önce yazmanın kendisi ve alışkanlıkları ile deneyimi olduğunu düşünürüm. Bu kendi başına Metafizik bir alan mıdır yoksa tamamen madde tarafında birşeyler yapmak mıdır, bilemem. Görsel Şiir’de okurdan ve şairden beklenen, akış halindeki yazıyı izlemesi değil, akışı devam ettirmesidir.

Bu arada son bir not, yazıda tüm şairlerin resmi varken, benim “işi”min olması gurur vericidir. Bu, en azından görsel şiirin benim şahsımla değil, şiirin kendisi ile ilgili olduğunu gösterir.

Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

Yazan Serkan IŞIN

Temmuz 19th, 2007 at 12:54 am

Klasör Ahali, İşler

2 cevap to 'Heves XV hakkında'

Yorumlar için RSS or TrackBack to 'Heves XV hakkında'.

  1. Efe Murad’ın uzun yazısından aklımda kalan en büyük soru, herkes madde şiir yazıyorsa böyle bi tanımlamaya neden gerek duyduğu, üstüne bi de manifestosu olması bunun. eleştirel bi okuma yöntemi olarak da yeni bi şey sunamıyor. madde şiirse o tanımladıkları madde şiirden anlayacağımız yalnızca duyulardan dokunmayı ifade eden, etmeye çalışan (bildiğimiz) yapıbirimlerden oluşan şiirdir. aynı görsel şiirden halen “bildiğimiz” yöntemle bişeyin görünüşünü tarif etmeyi anlayanlar gibi…

    Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

    suzan sarı

    20 Tem 07 at 2:07 am

  2. Efe Murad’ın “madde şiir” dediği şey üzerinden Türk Şiir’ine bakabiliyor olması tuhaf tabi. Önce Deleuze/Guattari üzerinden daha sonra Namık Kemal üzerinden. Her çiçekten bir bal hesabı…

    Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

    Serkan IŞIN

    20 Tem 07 at 9:43 am

Bir yorum da senden

Siteye yorum bırakabilmek için giriş yapman gerekiyor.