Tem 23

www.bulanti.com adresine teşekkür etmek gerekir, gerçi “acımızı paylaşalım” gibi alt başlık atsalar da, envayi çeşit metal albümü bulabilmek mümkün bu sitede. Ben kendi dönemim için harika saydığım albümlerden başladım. Örneğin Skid Row (Skid Row), Overkill (UTI ve E.N.D), Slayer (South of Heaven), Coroner (R.I.P), Sadus (S.I.B.), Anthrax (Among the Living, gerçekten eşi benzeri yoktur, bana göre), Destruction (Mad Butcher), Testament

Metnin devami burada »

Tem 19

www.kitapyurdu.com'dan satın al Enis Batur’un Opera’dan sonra okunabilecek doğru dürüst şiir kitapları bunlardır bana göre. Doğu-Batı Divanı gibi fazla proje kitaplar yerine, bunları her zaman tercih ederim. Kendisi de böyle düşünmüş olacak ki, bunları tekrar basmış. Opera devamı ediyor mu, etmiyor mu bilmiyoruz, zamanında baya bir meşgul etmişti insanları. Ama İblis’e Göre İncil, her zaman okunası bir şiir kitabıdır.

Tem 19

Heves’in 15. sayısı çıktı. Bu sayıda Efe Murad 54 sayfalık bir yazı yayınlamış. Başlığı “Günümüz Türk Şiiri: Serbest Çalışmalar”. Alt başlık ise Somut Düşüncenin Maddede Teceddüdü, Aklın Yapılandırılması. 54 sayfalık yazıya da daha kısa bir başlık koymak olmazdı herhalde!

Yazının tamamı, benim daha önce bir çeşit “cephe” olarak düşündüğüm Fayrap+Heves+Poetikhars+Ücra dergilerini çıkaran ya da bu dergilere şiir/yazı veren kişiler üzerine kurulmuş. Efe Murad’ın ortaya çıkışına hepimiz az çok bulaştık, bulaştık diyorum zira Efe Murad ile Cem Kurtuluş’un “Madde Şiir” sergisini ilk görenlerle, bu ikilinin şiirlerine ve fikirlerine doğru dürüst yer verenler arasında gerçek bir uçurum mevcut artık.

Efe Murad -yazının tamamı ile ilgili daha sonra yazacağım- işte bu eksen / odak içinden bakıyor Türk Şiir’ine. Herkesin argümanlarını kendince toparlamış yine kendince bunları kendi Madde Şiir’i üzerinden değerlendirmiş.

Bugünün okuru için, bugünün şiirini ne derecede ifade ettiğini bilmediğim “diğer tarafın salya sümük” şairleri dışında, işte burada bahsedilen şairler ve hareketler önemlidir. Siz bilmeseniz de önemlidir. Burasını teslim etmek gerek. Öyle veya böyle zamanımızın bir profilini çizmiş Efe Murad o yazıda. Yazıyda aksayan, tıksıran, nefes nefese kalan ve boğulan bir sürü yer var. Ama yine de bir cephe fikri doğmuştur, bir kanat, belki de bir kol vardır.

Yalnız şu var. Mehmed Akif / Namık Kemal üzerinden bugünün şiiri anlaşılamaz artık. Bugünün şairi ya da insanı ya da kahramanı da pek anlaşılamaz. Her okuma eksik okuma ama yine de bu oldukça eksik bir okuma. Cumhuriyet’in karşımıza getirdiği gençlik bile okunamaz bunlar üzerinden, kaldı ki bu gençlik de orta ikiden terktir. Tarih içinde ikisi birbirinin anti-tezi olarak alınan örneğin Divan/Halk ya da Nazım/Necib Fazıl ikilikleri nasıl önümüzden akıp gitti ise, etraflarında titreştirdikleri çeşitli motiflerle artık neredeyse folklorik kalmış ve davalarına indirgenip, toplumun geneli tarafından değil, yönetici azınlıkların lafebeliğinin dinamoları haline gelmiş bu eski figürlerden elimize ne geçebilir? Bu ayrı bir konu.

Efe Murad, bir süre içinde bulunduğu görsel şiir deneyiminden aklında kalanları yazmış, benimle ilgili bölümde. Dada Korkut serisi üzerinden Görsel Şiir deneyimi hakkında yazdıkları elbette dikkate alınmalı, zaten tüm metin böyle bir çaba istiyor okurdan. Ama yine de örneğin ben Dada Korkut’ta “sözü malzemeleştir”medim. Çünkü öyle bir söz yok. Dada Korkut ismini verdiğim tüm işlerin içinde sözün esamesi bile okunamaz. Çünkü burada ben ne söze karşı, ne de sözden içeri doğru gittim. Aslında direk yazmaktan, yaymaktan (kelimenin köküne bakalım lütfen) gittim. Mürekkebi, resmi, baskıyı, kabartmayı ve oyulmuşu..yani kısaca Yazının hallerini.

Yazı, bizde örgütlenmiş bir bütün olarak sözlü anlamın taşeronudur. Bu anlamda da orospusu, gövdesi. Biz yazının en pasaklı hali olarak “yazı”yı değil, dize getirilmiş ve dizilmiş hali olarak şiiri ve “mısra”yı anlarız. O yüzden ben Görsel Şiir’in şairin gerçek anlamda dil ile değil, önce yazmanın kendisi ve alışkanlıkları ile deneyimi olduğunu düşünürüm. Bu kendi başına Metafizik bir alan mıdır yoksa tamamen madde tarafında birşeyler yapmak mıdır, bilemem. Görsel Şiir’de okurdan ve şairden beklenen, akış halindeki yazıyı izlemesi değil, akışı devam ettirmesidir.

Bu arada son bir not, yazıda tüm şairlerin resmi varken, benim “işi”min olması gurur vericidir. Bu, en azından görsel şiirin benim şahsımla değil, şiirin kendisi ile ilgili olduğunu gösterir.