Büyük Cam-ekan
24. İmdi özne ile nesne, zahir ile batın, dış ile iç, kesin kanıt ile alegori arasındaki derin uçurumların kalktığı akışkan bir evrende fikir imal edebiliriz (*)
Mizan’ı çıkarmaya başladığımız zamandan beri (1999), belki de daha eski bazı kavramlar, kavram çiftleri ile kafamı eşeleyip duruyordum. Doğu-Batı arasında kalmışlığı Batı’nın bunca tahakkümü ve Doğu’nun da bunca acziyeti içinde yaşayınca insan, ilk gençliğinde, gayrı artık ondan düzgün bir adam olması beklenebilir mi bilemiyorum. Ama geçen zaman içinde tecrübe ederek fark ettiğim bütün bu kavram çiftleri arasında uzaklığın gittikçe arttığını, aslında her çatışmalı yakınlaşmada (11 Eylül ve sonrası örneğin) kendi içinde ikiye bölünmüş Dünya’nın nasıl tam olamadığını, öte yandan da tamlığını ancak bu tuhaf çatışmalar üzerinden sağladığını da görmek ve bu hatalı fonksiyon üzerinden fraktalımsı sanat eserleri üretmek gerekiyor. Bundan geri durmak ya da bu büyük iş’i (Büyük Cam) kompartımanlara ayırarak, sürekli süreksizlikler üzerinden (örneğin Irk, cinsiyet, milliyet, cemaat, zaman, malzeme vb.) bölerek icra etmek pek de mümkün değil. Bugün şairleri işte tam da buralarından ayırabiliriz. Bugün artık önümüzde Büyük Şair çıkmayacaktır, burası kesin. Ama Büyük Şiir, tıpkı Büyük Cam’a benzemelidir. Duchamp’ın bu hayranlık verici ve aynı zamanda da heder edici “eseri” gibi sonunda çatırdayacak, çatlayacak eserler yazabilecek şairler arıyoruz.
(*) http://www.ykykultur.com.tr/cogito/50/a_sait_aykut.html, tüm bu bahsettiğim şeylerle ilgili mükemmel bir özet için.
Bir yorum da senden
Siteye yorum bırakabilmek için giriş yapman gerekiyor.