Nis 20

www.kitapyurdu.com'dan satın alGüncelleme: b0nus henüz elime ulaşmadı ama Kitapyurdu.com ve İdeefixe.com adreslerinde satışa çıkmış.  

b0nus, YKY tarafından yayınlandı. Kitap henüz elime gelmedi, hayırlısı ile birkaç gün içinde elimde olacaktır. Vatana, millete kredi kartı zedelere hayırlısı uğurlusu olsun. Bir şaire bunu da yaptırdınız ya güzel insanlar, gerçekten kutluyorum sizi. Önümde konvansiyonel alanlar varken (aşk, ölüm, kahramanlık, yaşam, doğa, mucizler vb.) ben illa ki adı B0nus olan bir kitap, bir şiir kitabı yazmak zorunda kaldım. Sağolun..

Kitap ve şiirler hakkında merakınız varsa, gündeliğinizin tam ortasından doğdu b0nus. Satın alınabilir herşeyiniz için kullandığınız plastik paranın etrafına kurabildiğiniz “yaşam”dan. Bir şairin “harcama, tüketim, iletişim ve teknoloji” arasında kaldığını idrak etmesinden ve gidecek başka bir yeri olmayan başıbozuk bir realizmin pençesinden. Kİtabı oluşturan şiirlerin hiç birinden “tat” almayacaksınız, şiirselliğin bunca rezil bir şekilde ayaklar altına alınışı bir yana, orjinal saydığım kent yaşamının dilsizliğine ve şairin -bütün o büyük erdemlerin ve güzelliklerin adamı- bu dilsizliğe karşı imkansız kalmasına da ziyadesi ile tanık olacaksınız.

Nis 17

Son zamanlarda (11 Eylül’den bu yana özellikle) çevrilen tarihî(ister kurgu olsun ister gerçek) filmlerin artık can sıkmaya başladığını umarım farkediyorsunuzdur. Cenettin Krallığı, Kral Arthur ve en son 300.

Bu filmlerin ortak yanı Doğu ile Batı arasındaki kırılma noktalarını, tarihsel olarak işlediklerini vaad eden ve bu konuda gerçekten büyük prodüksiyonlar olarak gözün budaktan sakınılmadığı işler olmaları. Hype, fantastik ve tekno giderken (özellikle Matrix ile LORT‘nin eş zamanlı gösterimi) birden o çatallanmadan faydalanıp, rüzgarın estiği yöne doğru gidiyor Hollywood’takiler.

Blair’in Londra saldırılarından sonra “Batı hayat tarzını değiştirmeye kimsenin gücü yetmez” yollu lafları, Bush salağının “crusader” sürçmesi(!) derken, işin sığ ve kadim bir siyasal tartışmanın, terör ile komplolanmış hali değil, tamamen semiyotik ve simgesel gerilla hareketlerinin de işe katıldığı bir sirk gösterisi olduğunu görebiliyoruz şimdiden. Bunu, özellikle 300′ü izledikten sonra -neden 300 ve neden şimdi, 90′lardaki bir çizgi roman?- söyleyebilirim. 300 için yazılan wikipedia maddesi de bunlarla birlikte okunabilir.

Okuduğum çoğu blogta “oryantalizm”in izleri kalın harflerle çizilmiş (ne demekse). Özellikle 300′ün çizgi roman olarak “erdemli kafa, erdemli vucutta bulunur, vur patlasın, perslinin kafası patlasın, iyi bişey bu, biz Spartalılar böyleyiz işte“ye kadar götürülmüş “ahlak” anlayışları, ahmakça da geliyor insana. Zaten yapımcılar da bundan hiç gocunmamışlar, günümüz siyasi durumundan ne kadar faydalanırsak o kadar iyi, zaten atalarmız da böyleydi demişler.
Arada bizde de böyle “faşizm” söylemleri yükseliyor ya son günlerde. Sanıyorum bunun “türklerle” ilgisi yok yine, “onlar” öyle istiyor.

Nis 10

Başlık bile midemi bulandırdı aslında. Ama yine de yazmam gerekir diye düşünüyorum açıkcası. 2003 bitti ve 2004 bize muhtemelen bu kafayla devam edersek bir yirmi yıl sonra falan denk gelecek. Aslında galiba 1984′e yeni giriyoruz. Hadi canım?

Şiir kitaplarının baskıları giderek çirkinleşiyor ve diğer edebiyat türlerinin rafları daha kalabalık. Bu ne demek olabilir? Bilemiyorum ama şiirsel olanın şiirin yerine geçtiği tipik bir simülasyon örneği yaşadığımız açık. Ülkemizin latinlerine de buradan selam ediyorum. Metnin devami burada »

Nis 10

2004 arşivlerine devam..

 Bir otobüsün peşinde ya da bir büfeden gazete ya da dergi alıyor. Takıldığı herhangi bir kafe ya da özel bir yer olabilir. Kentin coğrafyanın sonu olmadığını düşünüyor, ama ufka baktığında denizin üzerindeki “kan kırmızı kesilmiş baş” gibi güneşin görüntüleri onu sazlıkların ötesinde başka bir kentin sınırları ile karşılaştırıyor. Gözlerine bol bol duş aldırıyor; görünüye karışmayı seviyor. Adalara kadar hayal ediyor, sonrası oryantalizm. Metnin devami burada »

Nis 10

AŞK KULLANIMI OLMAYAN OLUMSUZLUKTUR

 Aşk, öncelikle gövdenin, bedenin yüceltilmesidir. Gözlerin, safranın, atıkların, kılların, terin bile değişim değerini belirler, aşık olan ile aşık olunan arasındaki ‘fetişleştirme’ değerini ifade eder. Ama asla dolaşıma sokulmayacaktır aşkın ürünü, aşk yok-üründür, ürünün tam tersidir, emekle değil, emeksizlikle, eylemsizlikle üretilir, eğer ortada bir üretim varsa: negatif emektir. O, yaptıklarının ya da seni sen yapan şeylerin tam tersini ister, isteği isteğinin isteğini yönelteceğini başka biri değildir, isteğin isteğini ister. Metnin devami burada »

Nis 10

Özcan Türkmen’in (özcan türkmen’in kişisel web sitesi: http://www.workmanofchild.com/) Rahatı Kaçan Ağaç için yaptığı o deneme, durmadan açılan pop-up pencerelerden oluşan bir işti. Örneği ne yazık ki bende yok. O yüzden yazıyı, sizi rahatsız eden web reklamlarını hayal ederek okuyunuz. Metnin devami burada »

Nis 10

YENİ BİR ROMANTİK HAREKET Mİ?

Ahmet Oktay’ın daha önce “Toplumsal Gerçekçiliğin Kaynakları” isimli hacimli kitabında belirttiği üzere -ki biz de bu kısa paragrafı ilk sayımızın başına almıştık(1)- “çileci” bir tutum, kuşakların kendilerine yeni bir dil bulamamaklığının bir sonucu. Gerçi Ahmet Oktay bu genç ve çileci şairler hakkında bugünlerde pek olumsuz konuşmasa da, durumun ben bu “çileci simülasyonun” lehine geliştiğini düşünmeye başladım. Metnin devami burada »

Nis 9

Poetikhars.com’u güncelledim. Veritabanı dağıldığından beri ilk kez tam teşekkülü halde çalışıyor site. Drupal 5 kullandım. Drupal’i 4.4 versiyonundan beri kullanıyorum. Kişisel siteler için WP‘den şaşmam ama yine de kolektif blog ve CMS türü şeyler için Drupal kesinlikle biçilmiş kaftan. Derginin matbaa işlerinde hiç de beklenmeyen ama benim beklediğim şeyler oldu, bundan bahsettiydim. “b0nus”un tüm işleri halloldu (editör Fahri Güllüoğlu‘una buradan teşekkür ediyorum, gerçekten kitabın şekli şemali oldukça değişti). “Tüğün” isimli düzyazı kitabı (2002-2007 yazıları) için Osman Özbahçe‘nin yönetmenliğini yaptığı “ebabil” yayınları ile sözleşme imzaladım, bu kitap da en geç 1 ay içinde çıkacaktır. ebabil’den ayrıca Özbahçe’nin, Zeynep Arkan‘ın, Ali K. Metin‘in kitapları da çıktı, gözden kaçırmayalım. “tüğün”de 2002′den bu yana (yani Nesnevi’den bu yana dergilerde, sitede yayınladığım herşeyi bir araya getirdim). Sırada bekleyenler, eğer zaman ve imkan olursa bir şiir kitabı daha olacaktır. Dada Korkut’u kendim bastırmayı düşünüyorum.

Kitap-lık 103‘te yayınlanan “Vekaleten Şair” yazısına Baki Ayhan T. cevap vermiş. Aynı seriden “Felsefi Şiir” ile ilgili yazı da bu ay Kitap-lık’ta yayınlanacak, bundan sonra bir yazı da Yıllık’lar dolayımında yazıp, bu yıla böyle bir başlangıç yapmayı planlıyorum. Baki Ayhan T.’nin Hayal’in 21. sayısında yazdığı “imge” ile ilgili yazı, aslında kesip kopyalanıp kendisine gönderilmeli, en güzel cevap bu olacaktır. Baki Ayhan “yeni kelimelerle” yazdığını söylüyor ama yine de “klişenin” her türlüsünü örneğin “imge”ye konu edebiliyor. Bir şeyi başka birşeyle anlatmaya çalışırken, şiir tarihinin verimlerini, tutmuş verimlerini tutmak, klişeciliktir. Edebiyat oradan kendisine yeni bir yol değil, yeni bir “damak tadı” bulabilir, ama özünde patates’tir, püre de, McDonalds da.

Nis 2


2002′de bir yıllık hazırladım (Zindik 2002, buradan indirebilirsiniz) . Oldum olası, bu yıllık tartışmalarını hiç de verimli bulmam. Kötü başladı, kötü de devam ediyor. Kafası çalışan bir şair için de hiç bir şey ifade etmez. 10 yıl sonra kimse Mehmet H. Doğan’ın yaptığı yıllıklara bakmıyor. Yıl boyunca tüm dersleri kaçırmış haylaz ve kafasız öğrencilerin bütünleme sınavı gibi. Herkes kopya çekiyor, herkes kağıdını diğerine gösteriyor ve sonunda herkes “0″ puan alıyor, F’liyor vs. Metnin devami burada »