ve de ki!

serkan ışın resmî blog sitesi

JFK NE ZAMAN GERİ ATEŞ EDECEK?

yorum yapılmamış

Mestrovic, defalarca alıntıladığım çalışması DuyguÖtesi Toplum kitabında yeniden çevrime sokma (postmodern bir işlem olarak görmektedir bunu) konusunda şunları alıntılar:”Yeniden çevrime sokma artık diyet kola kutuları ve su şişeleriyle sınırlı değil. O günümüz Amerikan kültürünün başat ürünlerinden biri haline geldi…Adına ister nostalji, ister postmodernizm isterse sadece geçmişin yağması deyin, bütün bu yeniden çevrime sokmalar öz olarak aynı kapıya çıkıyor: orjinalliğin öz bilinçli bir inkârı.”

Yeniden çevrime sokma, modern bir huy olarak geçmişin, geçmiş olanın, belleğin yarıkları arasında sıkışıp kalmış ama bir türlü herhangi bir nesneye atfedilememiş olan “duyguları” ifade eder Mestrovic’e göre. POstmodern edebiyatın, sinemanın tüketime yönelik bir “truva atı” olma durumu, Mestrovic’te şu soruyu doğuruyor: “Çevrimden kim sorumludur? Başka bir ifadeyle, çevrim keyfi midir yoksa, Adorno’nun savunduğu gibi, “kültür endüstrisi” tarafından mı kotarılmaktadır? Eğer işin içinde kültür endüstrisi varsa, aynı soru şöyle tekrar sorulmalıdır: “Devasa kültür endüstrisi içinde bu süreç, Baudrillard’ın iddia ettiği gibi, keyfi ve kendliğinden midir, yoksa bu sürecin kendine has bir mekanikleşmiş mantığı var mıdır?”

Ve şöyle devam eder: “Postmodern kaos ve farksızlaştırma görüntülerine rağmen, eski ayrımların yeni, yapay biçimler içinde hala nasıl işlediği, üzerinde kafa yormaya değer bir konudur.”

Bizim için JFK Suikasti ve Lady Di’nin ölümü gerçekten de üzerine düşünebileceğimiz zorlu alanları beraberinde getirmez. Bir tür dönüştürme, yerelleştirme düşüneceksek belki kendi siyasi ya da kişisel tarihlerimizdeki “metin olamayan” duyguların yol açtığı çeşitli aksaklıkları gözönünde tutabiliriz. Fakat JFK’nin öldürülmesinin (katlinin) yarattığı şey, gerçekten sanal olarak her saniye binlerce kişinin öldüğü/öldürüldüğü bir oyunda nasıl simüle edilebilir? Oliver Stone, büyük tartışmalar yaratan JFK filminin her karesini işte bu tür bir soru ile bezemiştir. Ve haklı olarak da sorar: “Ya JFK bize dönüp ateş etse?”

Kendisi de biliyordur ki JFK dönüp bize ateş etmeyecek. Ve dava, bir ur gibi yarılacağı tarih olan 2030′lardan sonraki zamanı beklemekte. JFK’nin tam da böyle bir çözülmezlikten beslendiği, kimi zaman hakikati söyler gibi yaparken, onu zedelediği, daha paranoid bir bakış açısından JFK suikastini gerçekten daha da çözülmez bir hale getirdiğini belirtmek gerek. Filme yapılan bazı itirazlar arasında, gerçek siyah beyaz görüntüler arasında sonradan çekilmiş ve gerçeğine uygun hale getirilmiş görüntülerin konmasının izleyende, bu ikincil (sahte) görüntülerin gerçek olabileceği duygusu yarattığını; yani tam da o zamanda kameralara yansıyan (Oswald’ın öldürülmesi öncesindeki karışıklık vs) şeylermiş gibi algılanması ve bunun da şizofren bir bakış açısını beslediği, filmi daha da kuşkulu bir hale büründürmesini gösterebiliriz.

JFK Suikasti konusunda Dallas’ta olayın geçtiği bölümde iki adet müze var. Bunlardan biri JFK’i devlet komplosuna gitmiş bir Başkan olarak görenlerin kurduğu müze, ikincisi ise Warren Raporuna inanan ve Oswald’ın tek kurşunla Başkan’ın beynini Kitap deposundan dağıttığını düşünenlere ait müze. (Güncel bir örnek olarak bize söylenemeyen hakikatlerin yarattığı Kaos ve Medya işbirliği açısından Kızıltepe olayının işlenmesi alınabilir: http://www.haysiyet.com/04/uk_04/kiziltepe.html)

Belgelere karşı bize söylenenler de gerçekten bir şey ifade etmeyebilir. Hatta olayın kendisi bile tesadüfün ve asla ortaya çıkarılamayacak etkenlerin bir bileşkesi olabilir. Geçmişin ya da geçmiş olanın bu tür “şizofrenik” gürültülerle, görüntülerle beslendiği postmodern kültür, çoğu kez Büyük Anlatı’yı inkar etmek için onun güncellerini de manipüle etmektedir. JFK’nin ölümü ile 21 Kasım’da Kızıltepe’de olanlar arasındaki tek fark, bizdeki iktidar’ın henüz Medya karşısında yenik düşürülememesinden kaynaklanmakta. Geçmişin çevrime sokulması yerine, bugünün elden geçirilmesine bir şekilde alet olan Medya, nerede durduğunun çok farkında olduğu için bu konuda hep tekinsiz davranmaktadır.

Aynı şekilde kişisel hayatlarımızın akışı da böyle “hatırlayamamalardan” oluşmaktadır. Unutmak (un gibi toz duman olmak) kendisini nostaljinin araçlarına verdiğinde, unutmuş olmuyoruz. JFK’nin bu postmodern pazarlanması, tıpkı bizde eski/sol söylemin içinden gelen muhalif şarkıcıların, pop-edilmesi için kendine alan bulan bugünkü rock şarkı pratiğini doğurmuştur. Murathan Mungan, fazla zekice bir hareketle bu pop dönüşüme kendisini alet etmiş ve belki de bilmeden (ya da büyük bir ihtimalle bilerek) yeniden çevrime sokmaya kendi öznel seçimleriymiş gibi davranarak o toplama albümü merkezdeki tüketicinin kucağına atmıştır.

İşin içinde dönen para miktarına göre bu tür “yeniden çevrime sokma sorunları” hep medyanın başına patlamaktadır. Örneğin 80′lerin sonrasında Stern dergisi (http://www.museumofhoaxes.com/day/04_25_2001.html) Hitler’in Günlükleri olduğuna inanılan bir çok defteri ortaya çıkartır gibi yapmış, fakat olayın sonunda daha para göz olduğu anlaşılan ve bu günlükleri kendi elleri ile bizzat yazan ressam olayı berbat etmiştir. Fakat bu arada Stern satışlarını kat be kat artırmış, ödediği 1.7 Milyon Mark (ödenmesi gereken toplam rakam 9.9 Milyon marktır) parayı da defaatle çıkarmıştır. Yazının ve görüntünün bize gösterdiği şeye gerçekten inanabildiğimiz için bu tür yeniden yazımlar ve çevrime sokmalar JFK’nin asla bize dönüp beynimizi dağıtamayacağı izlenimi vermektedir.
Stjepan Mestrovic, sayfa 251 258 Duyguötesi Toplum
http://www.archives.gov/research_room/jfk/warren_commission/warren_commission_report_letter.html Warren Komisyon Raporu
Fast-book, kitabın mcdonaldlaştırılması, fatih altuğ, Mizan Sayı 9
http://www.jfk-online.com/jfklinks.html JFK ile ilgili linkler
JFK-Reloaded isimli oyun http://www.jfkreloaded.com/

Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

Yazan Serkan IŞIN

Mart 21st, 2007 at 9:55 pm

Klasör Hodri Meydan

Bir yorum da senden

Siteye yorum bırakabilmek için giriş yapman gerekiyor.