CEHD 3 ve 8 Mart’ta Şairlerin düzdüğü dize
İlk gençliğimin şiirlerini İlhan Berk, Oktay Rifat okuyarak yazdım (kopyaları yoktur). İlhan Berk’ten önce bir çok şey okudum, çeşitli haylazlar beni açıkca Modern Batı Şiir’inin star sistemi ile büyülemeye de çalıştı (haylaz Özdemir İnce). “Dün Dağlarda Gezdim”i okuduktan sonra herşey değişti. Öyle bir değişti ki, Modern Türk Şiiri işte o anda gerçek bir yakınlaşma ile türkçe karşıma geldi (ben pek uzaktaydım belki, sevemedim yerliliği ve yerelliğin korkunç bileşimini). İlhan Berk olmak zordur, öyle kalmak daha zor.
Bugün belki gelecek için değil ama kendi geçmişimdeki eksik bir anın tamamlanması için güzel bir gün. Cehd’in 3. sayısında İlhan Berk ile birlikte adım geçiyor, geçmekte, geçti, geçecek midir? Bu önemli değildir. (kendisi ile bir kez telefonda görüşmüşlüğüm vardır.)
İlhan Berk alışveriş merkezine girdi, kocaman bir Migros. Belki bir Migros, daha önce ettiği “nesneler cehennemdir” türü ifadenin Azap Katı olarak karşısında endam etti. “kendimi dışarı attım, kurtuldum” diyor metnin sonunda. İnsan kendisini cehennemden dışarı atabilir mi? Ben bu cehennemimsi kentin içine doğdum.
Şairin yerinde sayan dürtüleri “hiç geçmeyecek, bitmeyecek, tükenmeyecek olan” kategorisini işgal eder. Terazinin diğer tarafından sürekli değişen, gelip geçici olan, anlık olan ve onun yaratabileceği “şok” imkanı yatmaktadır. Şok kelimesi benim kuşağımın “adi” kabilinden saydığı, eşiksiz bir kelimedir. Büyük şairler, gelip geçici olan içindeki sonsuzu geçen yüzyılda aradılar. İlhan Berk, sanıyorum, geçen yüzyılda unutmadığımız adamlardan biri.
Dizerim seni!
8 Mart Kadınlar Günü dolayısı ile şairler ve kadınlar arasındaki en saçma sapan dizeyi burada size aktarmaktan hiç de çekinmiyorum. Metin Cengiz, Kitap-lık’ta yazmış:
“üstümde gökyüzü, altımda kadınım”
Bağlamını, şiirin diğer tarafını falan siktiredelim de, sıralamayı gözümüzün önünde canlandıralım. Dizeyi böyle düzme denemesine, elbette tüm “kadın şairlerimiz” irkilerek cevap verecektir birgün, altta kalmaya hiç de niyetleri olmayacak derecede gözüpek olanlar var mıdır bilmem? Üfürerek sigara içmek dışında şiirle ilgileri vs vs.
İşlerden
www.poetikhars.com/camera
09 Mart 2007, 12:49 am tarihinde
Bahsi geçen Metin Cengiz şiirinin övülen nesnenin/kişinin betimlemesi için kullanılmış “Üstümde gök altımdaki kadındır” dizesi için kurulan üç cümlenin içerdiği ’siktiredelim’, ‘düzme’ ifadelerini ve ‘vs’ ile tipikleştirilen, hanımefendilikten başını kaldıramayan kadın tasvirini de es geçmemek gerek. Tipik, edebiyattan anlamayan kadınların kaçının bu tahrikle (altta kalmayacak kadar gözüpek) bu şiir ve değiniyi feminist eleştiri kuramıyla okuyacağına ya da okunmaya değer bulacağına dair bir öngörüm yok ancak ‘alttaki kadın’ ifadesini herhangi bir sevişme pozisyonu olarak görmek de mümkün değil. Şairin kadını(na) atfettiği üstündeki göğünki kadar sabit olan yer ‘alçakça’ bir hiyerarşi olmuş.
09 Mart 2007, 12:12 pm tarihinde
O alçakça hiyeraşinin kurulmasında “tipik” kadının cevap vermesi, verebilmesi elbette başka yollardan, belki daha uzun vadede olabilir (örneğin çocuklar üzerinden). Metin Cengiz’in “alçakça” kurduğu o sıralama konusunda orada burada “kadın şairler” dosyası yapıp da, 80 Kuşağı’nın saçma sapan hallerinden, onlarla aynı şekilde düşüp kalkarak “şairleştirilmeyi” bekleyenler cevap vermelidir.
“hanımefendilikten başını kaldıramayan kadın tasviri” diye birşey yoktur. O dizeyi Cengiz’e yazdıran kadınlar “hanımefendi” kadınlar değil, başkaldıran ya da “başkaldırdığını” sanan kadınlar bana göre. O hizaya geçmek için 80 kuşağının altında kalmayı göze alabilecek ya da midesi kaldırabilecek hanımefendi kadının Türk Şiiri’nde ne işi vardır yahu?