Sözlü Kültür Yazılı Kültür ve Basılı Kültür

Alev Alatlı, 301. madde ile ilgili bir yazı kaleme aldı Zaman’da. Genelde TV’de tartışıldığı hali ile 301. tartışması bomboş bir tartışmadır. Halkın bu konuda sağlıklı bir bilgi alması, aldığı eğitimin düşüklüğü ve konuştuğu şeylerin beyhudeliği ve fikir iltihabına uğramış haliyle mümkün değildir. O yüzden tartışmanın neden bir avuç yazar çizer ile devlet ve resmi ideoloji arasında geçtiğini anlayacak çapta bir halk yoktur karşımızda. Ortalamasının ilkokul 4. sınıf olması sorun değil, zira sorun zaten kendilerine verilen eğitimin çoğunlukla aidiyetin pekiştirilmesi dışında pek işe yaramaması.
Neyse, konumuza dönersek, Alev Alatlı benim için oldukça hayatî olan bir ayrıma parmak basmış, ama nedense kompozisyon orada pek kalmamış. Ama yine de kanunda sıkça belirtilen “hakaret”in ne türde bir hakaret olacağı ve aslında neyin hakaret olduğu gibi açık kısımlar hakkında yazmış. Sözlü, yazılı ve basılı kültür arasındaki farkında, kanun yapıcılar tarafından nasıl eşitlendiğini göstermiş.

“Bu girizgâhla dikkat çekmek istediğim husus, ülkemizde, hangi sözlü ya da yazılı hükümlerin “Hakaret, İftira, Karalama, Kötüleme, Yerme, Sövme, Küfür” oldukları, hangilerinin olmadıkları hususundaki “ortak” yargımızı nicedir yitirmiş olduğumuzdur. “Değişim” içinde bir toplum olduğumuz, “başka bir hal”e intikal süreci yaşadığımız bu günlerde, geleneksel değer yargılarımızın tarumar olduğu bir vakıadır. Hal böyle olunca, “Yeni Avrupalılar” diye adlandırabileceğim, sayıca küçük ama yüksek ses veren zümre ile benzer “değişim” sürecinden geçmemiş (henüz geçmemiş!) olanlarımızın arasındaki değerler çatışması kaçınılmazdır. ”

Bakın bu nokta, şiirin de kendisine sorun etmesi gereken bir noktadır.  Çoğu kez Zinhar’da, “iletişim” kavramından bahsederken kelimenin latince kökündeki “ortaklaşma”dan bahsetmiştim. Bu ortaklaşma doğal yollardan, gündelik dilin bize sağladığı imkanlar içinde olduğunda ortaya örneğin şaheserler -Yunus Emre vb.- çıkarabilirken, bu devlet tarafından bir şekilde düzenlendiğinde, şart bağlandığında “tahakkümün grameri ve lehçesine” dönüşüyor. “il” bizde “el, yabancı, vilayet” anlamına geliyorsa, bu işteşlik kelimenin orjinalindeki ortaklaşmayı tam tersine çeviriyor aslında. Yabancı’dan haber almak, bize karşı tehtid oluşturup oluşturmadığını sorgulamaktan öteye geçmiyor çünkü.

Aslında anayasa ile aramızdaki bağın “yazılı” ve “basılı” kültürün ürünü olduğunu bir gün anladığımızda, hesap sorma hakkımız da olacaktır. Şimdilik hesap sorma hakkımız yok, çünkü cahiliz. Sözlü Kültür tarafından körleştirilmişiz.

İşlerden

Motör Tepkileyici Yazıt: Serkan Işın, 2007
Scanemic Readings: Tarayıcının üzerinde durmayı tarama sürecince başarabilen herşey..
Motör Tepkileyici Yazıt: Serkan Işın, 2007
Scanemic Readings: Tarayıcının üzerine herşeyi koyun ve tarayın!
Motör Tepkileyici Yazıt: Serkan Işın, 2007

www.poetikhars.com/camera

Yorum Yapın

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.