Dinliyoruz..
Orhan Pamuk, Avrupa karşısında yeni yazdığı kompozisyonunu okuyor. Dikkatle ve neşe ile dinliyoruz. Samimi, içten, utangaç ve hiç bir şekilde gelişmemiş bir teknikle birlikte, ortalama Türk burjuvasının bu dünyada, Nesli Ahir’den bu yana hissettiği uzviyetinin çapsızlığı ile konuşuyor. Kurduğu merkez, taşra ilişkisi muhtemelen karşısında onu dinleyen Nobel jurisinin gözlerini yaşartıyor. Anahtar kelimeler “akıldışı ve duygusal, batı-dışı dünya, aşağılanma, aptallık, korku“.
Orhan Pamuk’un sanıyorum Baba - oğul ilişkisinde pek güzel özetlediği kurgu kâh Cumhuriyet Dönemi’nden kâh Tanzimat’tan pastişlerle şekilleniyor.(…) Konu İstanbul’a geldiği için de söyleyeceklerini çok dikkate almayacağımı ifade edeyim..
Yine Baba’ya geldik. Zavallı küçük İvan, zavallı küçük Alyoşa ya da her ikisi. Bankadaki hesabı ile İvan olurken, içteki dünyası ile Alyoşa Orhan Pamuk. 200 yıllık Batı aydınlanması tarafından Loca’ya kabul edilmiş olmanın heyecanı ile hiç bir şekilde Aydınlanma’nın açmazlarında zerre ilerlememiş bir dilin Ahmet Hamdi Tanpınar‘ı olmak ile Erke Dönengeci olmak arasında bir yerde sıkışmış kalmış, sırıtıyor..
Bir yorum da senden
Siteye yorum bırakabilmek için giriş yapman gerekiyor.
