Kas 27

Babil, referans noktasını sadece kendisinden alarak ifade etmem gerekiyor, dil konusunda gerçekten sıkı geçişler sergilemiş. Brad Pitt’i neredeyse hükümsüz kılmış, hatta şu denebilir, Brad Pitt ve Blanchett burada Amerikalılar olmaktan başka hiç birşeyi oynamıyorlar. Yönetmenin başarısı mı denebilir, yoksa bu yüksek bütçeli oyuncuların olgunlukları mı filmin söylem alanında bile bile kaybolmayı tercih etmişler. Syriana‘da da Clooney böyle bir olgunluk göstermiş, bana göre Oscar’ı da kapmıştır. Babil, iletişim konusunda dünyayı kürelleşme krizlerinde görebilen, sınır durumlarda (göçmenlik, turistlik ve terör) dilin iptalinin nelere mal olduğunu fark edebilen sıkı bir film olmuş.

Dünya iletişim devrimi ve teknoloji sayesinde gerçekten “birbirine bağlı akışlar” gibi gösteriliyor bize. Ama gerçekten öyle mi, bize özgürlük sağladığını iddia ettikleri iletişim araçlarının hükümsüz kaldığı, işe yaramadığı “karalar” yok mu, yerler yok mu? Babil’in dile yaptığı vurgu, burada filmin çok dill yapısı ile de destekleniyor. Meksikalı, Amerikalı, İngiliz, Fransız, Faslı, Japon derken insanı insan yapan değerlerin sarsıntıya uğradığı noktaların tek tek belirtilmesi oldukça etkileyici. Kurgu/gerçek geyiğinden öte..

Kas 22

HAYIR..İSYAN!

akıntının gönderine çekiyor
ters yüz olmuş bayrağını
kıpkızıl ruj lekeleri, kutlamalar
hemen konuşup örneğin haberlerden
susuveriyor, işte en kötü zaman

Metnin devami burada »

Kas 21

Picus’un kapanmasından sonra endüstriyel edebiyat dergiciliğinin Milliyet Sanat ve Hürriyet Gösteri ile yetineceğini, edebiyatın ilerleme adına kaydettiği, kaydetmekte olduğu gelişmeler de küçük dergilerde mutad olduğu üzere devam edeceğini düşünen benim gibiler için K dergisi büyük bir hayal kırıklığı oldu. 1 YTL’lik fiyatı ile “elimde kitap adına taşıyabileceğim, elbisemin rengine uygun birşeyler olsun” diyen güruh için bu dergi büyük bir kaynak oldu. Remzi’nin dağıttı ücretsiz şey ve gazetelerin verdiği kitap ekleri ile birlikte düşünüldüğünde, o eski günlerde yakınılan her türlü “eksikliğimiz” tombalak istatistiklerle kapatılıyor. Metnin devami burada »

Kas 10

Filmi cnbc-e’de bir kere izleme şansım oldu. Sonra da ne DVD’sini ne de VCD’sini bulamadıydım. Gençlik filmi desen gençlik filmi değildi, kasaba filmi desen aralarında oynayan İngiliz yoktu. Thomas Hardy de yoktu. “Babam ve Oğlum” tadına diyeceğim, o filmi de görmüş değilim (yazarlar popüler şeylere herkes heveslerini aldıktan sonra bakmak gibi salak bir huya sahiptirler).

Ne yapın ne edin indirin diyeceğim, o kadar. “Köy-kent” diyen Ecevit’i rahmetle anarken…

Kas 10

Vatan gazetesi‘nin haberi, daha geçen günlerde seri-katil haberleri çıkınca hemen koşup Ahmet Ümit’le “abi bunun da romanını yazsana” diye soran gazeteci güruhuna fikir benden. “3 bin Türk toplama kampında, Özel şirketlerin kandırdığı 2-3 bin Türk, umre vizesiyle gittikleri Suudi Arabistan’da hac zamanını beklemek isteyince gözaltına alındı”. Micheal Coetzee çıkmıyor mu aranızdan?

Kas 10

NASA’dan yapılan açıklamaya göre Hubble’un uzaydaki tavafına son verilmeyecek ve 5. hizmet dönemine sokulup, 2013 yılına kadar da bu hizmet devam edecekmiş. CNNTürk olayı şöyle duyurmuş:

Yörüngedeki teleskobun onarılması için bir uzay mekiği gönderilmesiyle ilgili plan, NASA Başkanı Michael Griffin tarafından onaylandı.
 
Mekiğin 2008 yılında bu göreve çıkabileceği tahmin ediliyor. 16 yıldır yörüngede bulunan Hubble’deki arızanın giderilmesine yönelik uzay mekiği seferi, 2003′deki Columbia mekiği faciası üzerine iptal edilmişti.
 
NASA eski başkanı Sean O’Keefe, mekik uçuşlarının, uluslararası uzay istasyonunun inşası çalışmalarıyla sınırlı kalması kararı almıştı. Onarımdan sonra Hubble, 2013 yılına kadar görev yapabilecek.
 
Onarım faaliyetleri sırasında teleskoba iki kamera tesisatı eklenecek, birçok hassas cihaz yenilenecek. Bu onarımın yapılmaması halinde Hubble’un hassasiyetini 2009 veya 2010 yıllarında büyük ölçüde kaybetmesi bekleniyor.

Hubble’ın görev kağıtları yenilene dursun, CnnTürk’ün haberde kullandığı (Hubble insansızdır, bunu bir kenara not edelim) dil beni daha fazla ilgilendirdi. Şöyle denmiş:

Hubble, bilim adamlarının varlığından şüphe duyduğu kara deliklerden birinin doğumunu da fotoğraflamayı başardı. Bu gözlemler sayesinde, kozmologlar evrenin hızla genişlemekte olduğu tezini doğruladıkları gibi, evrenin yaşını da tam olarak belirledi: 13,7 milyar.
 
Teleskop, ayrıca evrenin büyük bölümünü oluşturduğu düşünülen ‘kara maddenin’ varlığını teyit etti. Hubble, Samanyolu galaksisinde güneş sistemlerinin oluşum sürecinin devam ettiğini de gözler önüne serdi. NASA, başlangıçta 15 yıl görev yapacağı düşünülen Hubble’ın bakım ve onarımı amacıyla şimdiye kadar toplam dört mekik seferi düzenledi. Hubble’ın halefi olarak gösterilen kızılötesi teleskop “James Webb uzay teleskobu/JWST” 2013′te fırlatılacak.