ve de ki!

serkan ışın resmî blog sitesi

Dön baba dönelim..

yorum yapılmamış

Orhan Pamuk’un Nobel alması ile ilgili haberleri izlemek, yapılan yorumları dinlemek ve riyakarlığın dip noktalarındaki ilkel kazıntıların nasıl Modern Türk Edebiyatı içinde kitap basma, figür olma mertebesine eriştiğini görmek o kadar zevkli ki! Riyakarlık diyorum zira, bu riyakarlığı yapanların arasında “Ama Yaşar Kemal’e ayıp oldu, ona da bir teselli verilemez mi?” diyebilecek tipler de var. Kanımca Özdemir”>Özdemir İnce’nin Paris Kokteyli’nde gösterilen hassasiyet Orhan Pamuk’a gösterilmeyecek.

Nobel Edebiyat Ödülü’nün Orhan Pamuk’a verilmesini “Türklük” üzerinden okuyanlar (olumlu anlamda), öte yandan Türklük üzerinden okuyanlar (olumsuz anlamda) ve bugüne kadar kurduğu tüm Batı Modern Edebiyatı Yordam Çorbası allak bullak olan diğerleri. Hepimiz korkunç bir şekilde “politik” olana doğru çekiliyoruz ve kalın manda derilerimiz Pamuk’un “Sessiz Ev”inin 28. sayfasındaki gibi zihnimizde şok etkisi yapacak. Trajedi, Nesli Ahır (Halid Ziya) zamanından beri bu kadar açık gösterilmemişti galiba. Bir de işin edebi yönünden vurmaya çalışanlar var “Çalıntı yapmış, kopyalamış.” Gidin göstergebilim okuyun biraz, çaldıysa Mirim malı çaldı, pes. Bu adamlar için “kolaj” sanatı diye birşey de olamaz, eklemek gerek.

Back To The Tanzimat

Evet ya Oğuz Atay beyne uru yapıştırıp, 90′lardan sonra 1 Milyon satınca herhalde dava bitti sandınız. Atay’ın etrafından çil yavrusu gibi dağılan tonla adamın şimdilerde edebiyyat kamusunun, kabusu olarak fikir beyan etmesi ne acı. Gençliğimde Oğuz Atay kitaplarından çekinirdim, o suça bulaşmak hiç istemedim. “Adam bu yüzden öldü yahu!” diyebiliyordum. Pamuk bugüne kadar “ciddi” edebiyat dergilerinde hiç eleştirilmemişmiş. Hadi canım oradan. Türkiye’deki her “ciddi” edebiyat dergisi Pamuk’tan en az üç kere bahsetmiştir. Ama öyle ama böyle.

Türkiye’de edebiyat dergileri ne yapamamıştır? Pamuk’un bir edebiyatçı olduğunu akıllarına hiç getirmemişlerdir. Pamuk, “Doğunun gizemli göstergeleri ile oynayan, bestseller nasıl yazılır türü kitaplardaki herşeyi uygulayan” bir adam olarak, Roman türünden bir bok anlamadığını da göstermiştir bunca adamın. Batı’da Hollandalarda, Fransalarda “şiir matinelerine” katılıp da, kendisini Pamuk sorulucunda “a evet, çok iyi bir romancımızdır” diyen kaç tane şairciğimiz var. Bize “anamızın ligi” neden yetmesin ki?

Sınıfsal şeyler

Edebiyatçı bizim için “sınıfsal bir savaşın” ortasındaki adam değildi, evet şimdi oldu. Pamuk’u alttan alttan savunanlara ve içten şekilde tebrik edenlere ve karşılarında duranlara dikkat edin. Bu Ahmet Hamdi Tanpınar “tasnifi”dir. Her taraf öyle bir pisliğe batmıştır ki, Pamuk’a kızarken aslında nefret ettiği diğer tarafın tezlerini de ağzına almaktan hiç gocunmaz (zira farkında değildir). Ne diyordu Tanpınar “Türkiye sınıf yoktur, sadece aydın sınıfı vardır.” Buna inansanız iyi olur. Bu şu demek, olayın halkla ilgisi yok, tamamen ideolojik merkez çevre savaşıdır, Halk diğer tarafta, ötede.

Gelecek günlerde neler olacaktır, kestirmek zor değil. Ermeni konusu daha da üzerimize gelecektir. Alev Alatlı geçen gün TRT1′daki tartışma programında, kızarak “biz tarihimizle yüzleşemeyiz, zira öyle bir tarihimiz yok, geleneği, göreneği tamamen iptal etmek bu olur” diyordu. Haklıdır. Kimse bize “jenosid suçu” isnad edemez. Çünkü Jenosid/Genocide (o kadar boktan bir kelimedir ki, Amerika’da G* word olarak geçer, tıpkı küfür gibi) yapabilmek için öyle İttihat Terakki yetmez, İttihat Terakki’nin tabanı kaç kişi, Nazi Partisi’nin kaç kişi? Kolektif akılın iptal olduğunu düşünmek, hele o savaş koşulları içinde öyle iki üç günlüğe bakılarak anlaşılabilemez. Yahu “günlük” kültürü bile dışarıdan alınmış, neyine güveneceksin.
Pamuk kendi kültüründen nefret ettiği için ve bunu ifade etmekten hiç de çekinmediği için Batılı anlamda Romancıdır öncelikle. Ne Elif Şafak ne de Çılgın Türkleri yazan zatlar, bir Dostoyevski bir Tolstoy, bir Oğuz Atay değildirler. Zira Tarihi “geriye doğru okuma” tekniği edebiyata Bilinç akışından hemen sonra girivermiştir. Ve iyi veya kötü Romancı “gerçek ile kurgu arasında, zaman ve mekandan bağımsız, sadece göstegeler, kelimeler ve nedensellik ilkesi gerektirmeyen” ve bizim başından “bu bir romandır yani gerçekle alakası Van Der Vaals kuvvetleri kadardır” diye kabul ettiğimiz birşeydir.

Batı’yı kutluyorum, bugüne kadar hiç akıl etmediği birşeyi denedi. Adalet Ağaolu bu konuda tek doğru bir laf etti “Batı, İslamı anlamaya çalışıyor.” Doğru, siz de bunu yaptınız, Şeyh Galip o yüzden bir roman kahramanı oldu ve hiç abdest almadı bilindiği üzere..
 

Rating: 0.0/5 (0 oy(lar))

Yazan Serkan IŞIN

Ekim 15th, 2006 at 1:16 pm

Klasör Hodri Meydan

Bir yorum da senden

Siteye yorum bırakabilmek için giriş yapman gerekiyor.

BilkentKampus.com