Cast Fak Logos: Hyundai’ye bakma durağı
Yaklaşık 1 ay önce Hakan Şarkdemir’le sabahın köründe dinlediydik. Sabah mahmurluğu olacak Türkiyem’in Hydunai reklamlarında kullanıldığını yeni hatırlıyorum. Poetikhars.com’un tepesinde “fuck logos” göreceksiniz, şaşırmayın; bu yüzden!
Türkiyem’deki şiirler ile bir araba arasında kurulabilecek tüm bağları reddetmeye eğilimliyim. Her şairin az çok böyle olması gerekiyor, orası başka. Hyundai reklam kampanyasında Ataol Behramoğlu’nu ve Metin Eloğlu’nu kullanmış. Bu Uyar’dan birşeyler alır mı? Almaz, ama Ece Ayhan’ın günahı ne, Sezai Karakoç’un? Ya Cansever’in?
Bugüne kadar reklamlara alet olmuş şairlerin yekününü bilmiyorum (Melih Cevdet, Nazım Hikmet, Dağlarca?). Uyar’ın 30 küsür bin YTL’lik bir arabayı satın alabilecek durumda olan birini tavlamak için kullanılması da ilginç. Uyar’ı bırakalım, gerçekten arabanın vereceği özgürlük, yaşam kalitesi beklentisi falan gibi kavramlarla “terli gece”den bahseden bir adamın söylemi arasında bağ kurabilmek ne kadar mümkün, hadi kurduk diyelim, Milliyet’in kullandığı ifade ile “tüketici böyle tavlanır mı?”
Can Dündar olaya yine hem orasından hem de burasından yaklaşmış:
“Reklamcının şiiri, şairi, yazarı keşfetmesi, ürününü onun itibarıyla desteklemek istemesi olumlu…
Şiirin bu yolla radyolara, televizyonlara ve nihayette hayatın her alanına sızması da güzel…
Yine de yazın tarihimizde, öznel anılarımızda yer etmiş dizelerin, bir markayla özdeşleştirilmesi bir şiirsever olarak beni rahatsız ediyor.
Sadece “şiirime dokunma” bencilliğinden değil bu… sadece o şiirlerin değil, şairlerinin de ideolojik olarak karşı oldukları bir tüketim kampanyasında kullanılmasını yanlış buluyorum.
Sadece şairler mi?
Yazarlar da… şarkılar da… filmler de…
Ben “Hababam Sınıfı benimdir. Sizin meşrubatınızdan da eskidir” diye düşünüyorum.
Haksız mıyım?”
Pardon neden olumlu ki? Neresi olumlu? Yoksa Ahmet Oktay yanılıyor mu? Ya da ben mi yanılıyorum? Turgut Uyar ne zaman hepimize tanıtıldı ve ne zaman onun şiirleri ile büyümüş bir kuşak bunu “araba” gibi bir aracı satın alabilmek için bir “dürtücü” olarak düşünmeye başladı. Ne yani 30 yaşını aşmış herkes az buçuk İkinci Yeni deneyiminden sonra “evet ya durakta beklemekten bıktım, gidip bir hundai satın alayım, zaten Uyar da böyle isterdi” dedi? Öyle bir tüketici kitlesi varsa ne mutlu hepimize?
İşlerden
www.poetikhars.com/camera