Djtl Divide
Sesli harfleri çıkarınca geriye DJTL DVD gibi birşey kalıyor ki bu da zaten sorunu tam anlatan göstergelerden biri olabilir. Biz transistör ya da çip üretemez durumda iken VCD, DVD player gibi orta seviye teknolojik ürünleri ürettiğimizi düşünüp (halbuki montajdan başka bir halt geliştirmezsiniz, kopyala yapıştır), beyaz eşyada “liderlik” falan atfediyoruz ya kendimize, işte elin sosyoloğu bu duruma Dijital Divide demiş (daha fazla bilgi http://turk.inernet.com adresinde bulunabilir, türkçesi sayısal uçurum). Cnntürk‘te gördüğüm e-kitap haberi üzerine düşündüm bunları, paylaşayım.
Haberde şunlar denmiş: “Panasonic, 5.6″ büyüklüğünde dokunmatik ekran ve 1024×600 çözünülürlük üzerinde çalışıyor. Ürünün ağırlığı 325 gr. SD kart okuma kapasitesine sahip ve standart pilleri sayesinde 6 saatlik okuma, dinleme imkanı sunuyor.”
Kitaplarla bu ülke insanının arasının nasıl olduğunu söyleyebiliriz? Orta? Az? Yok? Hiç?. Elektronik Kitap nedir? Bilgisayar ortamında sunulan metin midir? Evet. O zaman bir kütüphanede görebileceğimiz, bilgisayar ortamına geçirilmiş her türlü metin de az çok elektronik metin olarak düşünülebilir. E-kitap o kitabın “içeriği” ile ilgili değildir (çok avangard örnekleri bir kenara bırakırsak). Sunumu ile ilgili de değildir. Sadece “saklanması” yani formatı ile ilgilidir değil mi? TXT de elektroniktir, DOC da, PDF de, RSS de, HTML de. Yani illa da e-kitap ile birlikte 2000 dolarlık bir Panasonic e-kitap okuyucu tüketmenize gerek yok. 386 işlemcili herhangi bir linux bilgisayar bile size e-kitap okuma zevkini tattırabilir ve sırf zevk değil de “hız, saklama kolaylığı ve erişim olanları” diyorsanız, 386 değil de 486 kullabilirsiniz. Pentium mimarili herhangi bir bilgisayar size kimbilir ne imkanlar yaratacaktır. Öyle değil mi?
Şimdi sayısal uçurum şu halde servis edilir. Sizin götünüze giyecek donunuz yoktur ve gidip 1 Milyarlık Cep telefonu satın alırsınız (milletçe geçen yıl iletişime kabaca 30 Milyar Dolar harcadık). 1 Milyarlık cep telefonu size kent yaşamının veremediği “kimliği” ve “aidiyet” duygusunu verir gibi yaptığı için 1 Milyardır. İletişim’e fiili olarak değil imge olarak yardım eder. Ve bu imge işte tam da iç ile dış olarak sizi bir Batılı’dan şizofrenik bir biçimde ayırır. Yani sayısal uçurum postmodernizm tarafından giderilen ironik ve pis bir durumdur. Bolluk ve Çokluk kelimeleri arasındaki farkı bir kez daha düşünün.
İşlerden
www.poetikhars.com/camera