ve de ki!

serkan ışın resmî blog sitesi

DÜŞMANLIK POTLACI

tek yorum var

Yükselir kendi debisinden
Gövdesine eşsiz kızgınlığım benim
Mahvına bereket rutbesini
Kendisinden başka merci vermemiştir çünkü
Çünkü kentlerin hamharcına dirlik düzenlik
Korkunun kuluçka dolu imbiğinden akar

1980’den beri bahsedilmeyenim
semirmiş ağrılarımla kas ilik ve kemik
arasında titreşip de gözlere görünmeyenim
sizi o kadar sevdiklerinizin arasında
bir o kadar mahzun kılan şeylerin
makinalaşmış ve sağırlaşmış bedevisiyim

ben biriktirdiğiniz şeyim kimselere miras
plastik kart, cam duvar, krom dübel
bi’çare alarm ya da baştanayağa riya kokan
salonlar, oturma odaları, öğrenci evleri
imar planı bozkıra yan gelen yığıntı kentlerin

kavga, en çirkin ismim benim
hangi piçin adı tam oturmuş yüzüne
benim yüzüme oturmuş piç, hanginizin
cürümle bağlanmış cümlenizin öznesi kim
kim olabilir imzaladığınız mukavelenin sahibi
ve nereden bilebilirsiniz ki uzamış dizeler tırnaklarımdır benim.

kaç kıtaya katar katar aşk dağıttınız
kervanlarınız ve filolarınız ve yollarınız
ezerek çiçekleri şirretliğinizi size nam yapar
sırıtarak bir sırtlan gibi alışveriştesiniz
artıklarıyla gübreleşmiş iş merkezlerinin
büfelerin, otobüs duraklarının
ortasında.

Sahiplenilebilirdim elbet, cesaret edilmemiş de değil
Kötürüm bir ruhla el sıkışmayı ne zaman bıraktım
Hatırlamıyorum
Ama biliyorum ki
Refah geldiğinde ben gitmiş olmayacağım
Yerime dikilmiş anıtlar, heykellerle
Bakır, altın ve yıkılmaz kalacağım.
Düşmanlık potlacına yüzde kaç vergi ile
Topraktan ortak olacağım.
Yüreğimin darasını sıyırıp aldın
Geriye şatafatlı kuruntularım kaldı
Belki bir konuşmanın ortasında seni düşündürecek
Paçartılar kaldı. İstanbul hanımları gibi yazıp,
Felçli ayyaşlar gibi zıbardın, aklına üşüşmüşlerle
Kurdun bu şehri, kurdun bu şehri kıyamete kaldı.

Ben hiç sevemedim orospu kokan kadınları
Ve önüme talihin atıp kaçtığı üçkağıtçıları
Hem sorumlu değilim analarınızdan
Babalarınızdan ve iç yağı ile kavrulmuş şarkılarınızdan
Ama gölgesi ile işbirliği yaptığım doğrudur
Hem kerhaneleriniz hem de devlet dairelerinizin.

Size dair bir hikayem olmasını ister miydim bilmem
Bir hikayeye kaç tane siz sığar hesab etmedim
Aldatmak kentlerin adeti, sorulsa bunu derim
Sevdiğimin uğrunda çiğ çiğ soyulurken derim.

Ne balkonlar ne de masalarla işim var benim
Tapusunu aldığım yerlerin hepsi Babil modeli
Öfkem çok eskidiğinden belki
Çizerken pasla kanatır diş geçirdiklerini

Ezilmiş, işsiz ve sırtlan soyundan
Geldiğiniz için belki de
Bir başka seviyorum sizleri.

Yığınların arasından kopup gelen öfke benim
Üstü kalsın diyemeyeceğiniz herşeylerinizin
Düşmanlık potlacı; taşralılıktan sizi malûl bırakan
Yerlerinizin veraseti. Çocuklarınızın taşlanma
Sebebi, evet, benim. Değildiniz masum
Öyleyse şerefinize içerim. Kirlerinize ağıt
Yakmadığımdandır, tanırsınız beni.
Yüz çevirdiğiniz her sıfatta ben varım.
Komşularınıza vermediğiniz gizde
Sizin için ne üçüncü sayfa haberleri vardır.

Amin ey mü’minin.

17.Eylül.2006

Rating: 0.0/10 (0 oy(lar))

Yazan Serkan IŞIN

Eylül 17th, 2006 at 8:45 pm

Klasör Şiirler

Tek yorum to 'DÜŞMANLIK POTLACI'

Yorumlar için RSS or TrackBack to 'DÜŞMANLIK POTLACI'.

  1. Bu şiiri okuyunca insan bir sanatçıyı ne, bu kadar öfkelendirebilir diye düşünüyor..

    Oylar: 0.0/5 (0 oy(lar) verilmiş)

    aysegul

    17 Eyl 06 at 9:52 pm

Bir yorum da senden

Siteye yorum bırakabilmek için giriş yapman gerekiyor.