ve de ki!

serkan ışın resmî blog sitesi

Necib Mahfuz

yorum yapılmamış

“ölü bir mahfuzdan başka paylaştığımız nedir ki ey İskenderiye”

orada

Bir yük treni arzusundan taşmış teriyle
Giriyor kapkaçından fotoselli kapılarını
Hışırdata hışırdata cennetin

Burada

Bir sır bir daha kapaklanıyor kendi üzerine
Sarılıyor geminden azına at salmış
Müşkül sokaklarında cehennemin.

Bir ki üç dört: kaptalizm
Sayılıyor yüzleri sıykından sayrılmış
Ahalisinden piçlerin, hızsızların ve
Elma ısırıkları ile yanaklarını dağladığımız

Elif lam mim, karışıyor birbirine mesel
Saçlarından suçlanabilir her bir kimse
Kulak kabartıyor anatomisine geçmişin
Okun, okun, okun, okunmakta
Tülden dua, yüz ablak pencere
Üç kuruşluk sabunla şen.

Her işgalin, işgal edilenler tarafında
Yetiştirdiği bir nevi mahfuz vardır
Zarfla getirilir, dudakla öpülür, bıçak
İşlemez, hançeresine sığdırır, kalp
Amsterdam’da bir helada üzerine
Bırakılmış cezve ve fesle sağır
Kaldırır.

Sol yumruğun böğrüne sağa doğru
Kolunun mekanikliğinde varır
Her işgalin, işgal edilenlerin sol
Tarafına bıraktığı bir utanç vardır: bir çocuğa gebedir.
Ve sağ tarafından necib bir milletin
Zarfın, zarfın, zarfında kuruttuğu
“hürriyet” yazılı bir dilekçesi vardır.

Yazgıç mevzilerinde pis sokakların
Nehre bırakılmış bir firavunun uğulu gözleri
Kalkındırılır perişan kara gözlerinde ne Mısır
Ne İsfahan, kahvenin istifini bozmadan
Dökülebilir Çöl fincandan, çinileri ile
Kıpkırmızı bir Osmanlı utkusunun
Çimi biçilmemiş bozkırlarına nal
Düşer gibi açılır eller, dua, tülden
Ama çelik, kalbi ağır çektiğinden
Sol tarafında mahfuz bir iz taşır
Kahire, nehir de olmasa ne halt edilir
Midak sokağında bir kahveye girilir
destursuz.

Yunulur bir ki üç dört
Elif lam mim
Gömülür bir keder el ehzer
Geometrisi büzülür suskun bülbüllerin
Güller fışkıraraktan açabilir ne
Yöne düşer hürriyet dilekçesinin
Mü / hür / Mü Mü / hür / Mü Mü / hür / Mü
kısmı, memurlar ne için
Giyinir sabahları ve bu sabah
Akşama vardığında
Bu ceket, bu kravat, bu kızgın çöle
Sürülmüş günah, secdesinde ürpertir
Arabesk olan herşeyi, müezzinlerin
Ağzından ağır kalkınma hamleleri
Ve korkunç sanayileşmiş makamlar.
Düşer, düşer, düşer de mil
Göze çarpar, antenler, çanaklar
Ne tarafa döndürülmüşlerdir?
Ve siz kime döndürüleceksiniz?

Bu arap çölünde, bu isfahanda
Bu gerisin geri sürülmüş, ilaç tutmamış
Kös bozkırda ve çölde en aşağı katında
İşsizin ve yoksulun sefillik borsasındaki
Kağıtlarına, bir şeyler karaladığı için
Bir necib mahfuz makam kalmış.
İnsanın tenine yapışan

Rating: 0.0/5 (0 oy(lar))

Yazan Serkan IŞIN

Eylül 4th, 2006 at 9:40 am

Klasör Şiirler

Bir yorum da senden

Siteye yorum bırakabilmek için giriş yapman gerekiyor.

BilkentKampus.com