Celan’ı beklerken
Zaman’da M. Naci Bostancı ilginç bir yazı kaleme aldı. Yazıda geçen bir klişe üzerine de benim kafam çalışmaya başladı. Adorno’nun “writing poetry after Auschwitz is barbaric” ifadesi bu klişe. Bostancı bunu “Auschwitz’ten sonra şiir olabilir mi?” şeklinde çevirmeyi tercih etmiş. Metnin bağlamı düşünüldüğünde Adorno’nun bahsettiği şey “lirik şiir”dir. Öncelikle bunu bir kenara not edelim. Neden Celan’a ağıt, onun sırrı burada gizli: TodesFuge şiirinde..Konumuza geri dönelim.
Bostancı’nın metni şöyle devam ediyor:
“(…)Adorno, “Auschwitz’ten sonra şiir olabilir mi?” demişti. Sakatlanmış insan soyunun bu korkunç vahşeti tarihin tek örneği değil. Adorno’nun mirasçısı olarak, Kana’daki katliamdan sonra hiçbir sanat üretiminin temsil yeteneği olamayacağını, tek tesellinin acıyı daha ağırlaştıran, daha yakıcı hale getiren ağıtlarda bulunabileceğini, çünkü sadece onların modernleşmenin karanlık yüzüne ait bu kana karşı geçmişin kolektif sığınaklarını bize sunacağını söylüyoruz. “İnsanlık” dediğimiz o “şey” her ne ise, ancak güçlü savunucuları olursa var olabilir. Hayatın somut yüzündeki günahlara karşı ancak zihni kurmacalar dünyasında hayat bulabilen bir kavram haline gelmiş bir “insanlık”ın karşılığı gerçekten de sadece “şey”dir.” (Naci Bostancı, Zaman, Kana’dan sonra şiir olabilir mi?)”
Adorno’nun ifade ettiği, şiire yüklediği “hümanizm” ile Nazi’lerin yaptıkları soykırım arasındaki imkansızlık zaten diyalektiği zorladığı, hatta parçaladığı için Auschwitz’den sonra şiir neredeyse imkansız idealler peşinde koşan, kandırıkçı bir şey gibi de görünmüş olabilir. Eğer zahmet edip de Tutanak‘a göz attıysanız, lirik şiirin “soykırımın” içindeki gündeliği yakalarken ne kadar aciz kalabileceğini görüp, çoktan düşünmeye başlamışsınızdır. Fakat yine de Kana’da yaşanan ve ölünen pislik için Adorno sorusu tersten ve yanlış bir sorudur. Zira burada Adorno’nun “barbaric” dediği şey ile Batı Modernleğinin “barbaric” dediği şey arasındaki bağ gözden kaçırılmamalıdır. Engin Ardıç geçende bahsettiydi, ama yinelemekte fayda var. İsrail’in devlet ve ülke olduktan sonra büründüğü hali anlamak, cellatlığının altında yatanları kavramak öyle “resmi söylemle” falan olacak şeyler değil. İsrail’in Batı ile ilişkisi ile Doğu ile ilişkisi arasındaki bağlar anlaşılmadan işin içinden çıkılamaz. Barbaric kelimesine dönelim. Kelimenin anlamı “Yunan olmayan”dır. Buradan yola çıkıldığında biz zaten “barbarız”. Daha fazla söz söylemeye de gerek yoktur. Adorno bugün bir yahudi olarak Kana’yı görseydi bu lafı eder miydi bilemiyorum..
İşlerden
www.poetikhars.com/camera
Zaman’da