ve de ki!

serkan ışın resmî blog sitesi

yenilerden

yorum yapılmamış

Anarşist Banker
Fernando Pessoa

Can Yayınları, Mart 2006, 2. Hamur
20. yüzyıl edebiyatının en ilginç kişiliklerinden Fernando Pessoa, kendi adının yanı sıra kendisinin farklı yanlarını yansıtan hayalî şairlerin adlarıyla yazdığı yapıtlarıyla dünyanın en gizemli şairlerinden, yazarlarından biridir. 1935 yılında ölen Pessoa, ancak ölümünden bir yıl sonra, olağanüstü zengin düş dünyasıyla üne erişti. Yazarın şiirleri dışında sağlığında yayınlanan biricik anlatısı olan Anarşist Banker’de, iki arkadaşın bir yemek sonrasında başlayan sohbeti, okuru burjuva toplumu’nun derinliklerine sürükler. İki arkadaştan biri, hem banker, hem de anarşist olduğunu söyler. Ona göre, bankerlik, gerçekleşebilir tek anarşist eylemdir. Pessoa, ilk basımı 1922’de yapılmış olan Anarşist Banker’de, antik çağ felsefesinin diyalog yöntemini izleyerek, günümüz burjuva toplumunun ikiyüzlülüklerini, haksızlıklarını gözler önüne serer, ince bir alay içeren, zekice akıl yürütmelerle paranın iktidarını sorguya çeker.
(Tanıtım Yazısından)
Malraux bu anı kitabını, ressamın ölümünden kısa bir süre sonra Picasso’nun eşinin isteği üzerine kaleme aldı. Obsidiyen Kafa’da, sanat dünyasının en büyük isimlerinden birinin özel bir portresini okurken, Malraux ile Picasso arasında gerçekleşen, sanatın önemine dair samimi bir sohbete de tanık olacaksınız.
Bu sohbette Picasso ile Malraux, Malraux’un ortaya attığı bir kavram olan Düşsel Müze’den ve burada yer alacak her bir eseri neden seçtiklerinden söz ediyorlar. Bu değerli kitap, insanın kendi müzesini düşünmesine olanak sağlıyor.
Bir dönem Fransa Kültür Bakanlığı görevinde bulunmasının yanı sıra, bir filozof ve bir romancı da olan Malraux, bu kitapla Picasso’nun yaratıcı zihninin labirentlerinde dolaşıyor. “Aynadan geçen bulutlar donup kaldı; obsidiyen, onların külrengi fonlarında ışıyordu. Sel gibi yağan yağmurun, dev vitraya sürüklediği bir kâğıdın sesi geldi dışarıdan. Fırtınanın bahçeden kovduğu yerliler içeri girdi; uyuşuk kalabalık aynadan geçti. Ölen yerliler, kasvetli simgelere kayıtsız, önceleri dinozorların üzerine yağan yağmurla birlikte, ölü yerlilerin kutsal iminin önünden geçiyordu.”
(Tanıtım Yazısından)
Müzakereler

Gilles Deleuze

Norgunk Yayıncılık, Mart 2006, 2. Hamur

Deleuze’e göre filozof kavramlar üreten, düşüncenin alanını ürettiği yeni kavramlarla genişleten kişidir. Bunu yaparken yeni sözcükler türettiği gibi, kimi zaman da kullanılagelen yerleşik sözcükleri yuvalarından oynatarak başka çehrelere büründürür.

Müzakereler, Deleuze’ün tüm felsefi yapıtını kateden söyleşiler ve kimi metinlerle kurulmuş bir derleme. Sayıklamadan, kekelemeden birbirine eklenerek akıp giden bir akarsu-metin.

Deleuze, bu kitabı yapmasının nedenlerini kısa giriş metninde şöyle açıklıyor:

Neredeyse yirmi yıla yayılan müzakere metinlerini biraraya getirmek neden? Müzakereler o kadar uzun sürebilir ki, hâlâ savaşa mı yoksa artık barışa mı ait oldukları hiç bilinmez. Felsefenin çağa karşı duyulan bir öfkeden olduğu kadar, bize sağladığı bir dinginlikten de ayrı düşünülemez olduğu doğrudur. Felsefe yine de bir Güç değildir. Dinler, devletler, kapitalizm, bilim, hukuk, kamuoyu, televizyon birer güçtür, ama felsefe değildir. Felsefenin büyük iç çarpışmaları olabilir (idealizm - gerçekçilik, vs.), ama bunlar gülmek için girişilen çarpışmalardır. Felsefe bir güç olmadığı gibi, güçlerle bir çarpışmaya da girişemez, yine de onlara karşı çarpışmasız bir savaş, bir gerilla mücadelesi sürdürür. Ve onlarla konuşamaz, onlara söyleyecek, onlara iletecek bir şeyi yoktur, yalnızca müzakereleri sürdürür. Güçler, dışımızda kalmayıp aynı zamanda her birimizi katettiğinden, her birimiz, kendimizi kendimizle sürekli müzakere ve gerilla mücadelesi halinde buluruz, felsefe sayesinde.

Daha önce yayınladığımız İki Konferans ve Spinoza. Pratik Felesefe’nin ardından yine titiz bir çeviri ve özenli baskı kalitesiyle okurlara sunduğumuz bu yapıtın ilgiyle karşılanacağına inanıyoruz.
(Tanıtım Yazısından)

Pablo Picasso

Mary Ann Caws

Güncel Yayıncılık, Mart 2006, 2. Hamur

Yaratıcı aklın sınırlarını zorlayan ve kalıplara sokulamayan dahi bir ressamın sıra dışı yaşamı…

Kübizmin yaratıcısı Pablo Picasso’nun ilham kaynağı, ressamın uzun ve aktif hayatının çeşitli dönemlerindeki merkezi mekânlar ve karakterlerdi. Mary Ann Caws, bu kitapta alışılagelmiş biyografilerin dışına çıkarak, Picasso’yu bir türlü kopamadığı yakın arkadaşları ve uğrak mekânlarıyla birlikte ele alıyor.

Barselona’yı; Paris’te ‘bande à Picasso’ grubunun merkezi olan Bateau-Lavoir’deki zamanlarını; Provence’deki çalışmalarını; Gertrude Stein, Max Jacob, Apollinaire, Pierre Reverdy, Jean Cocteau, Breton, sürrealistler ve ardından Dalì, Eluard ve eleştirmen Roland Penrose ile olan arkadaşlıklarını, kısacası Picasso’nun yaşamının ince ama önemli ayrıntılarını gündeme getiriyor. Kitap aynı zamanda Picasso’nun kadınlarla olan ilişkilerinin, özellikle eşleri Dora Maar, Françoise Gilot ve Jacqueline Roque’nin de izlerini sürüyor.

Bu kitap tamamen üretken ve değişken bir hayatı ve yirminci yüzyılın en etkili figürlerinden birinin sanatını yansıtan özlü ve canlı bir çalışma.

Mary Ann Caws New York City Üniversitesi’nin Mezunlar Merkezi’ndeki İngilizce, Fransızca ve Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü’nde profesördür.
(Tanıtım Yazısından)

Rating: 0.0/10 (0 oy(lar))

Yazan Serkan IŞIN

Mart 20th, 2006 at 4:04 pm

Klasör Kafama göre

Bir yorum da senden

Siteye yorum bırakabilmek için giriş yapman gerekiyor.