Adanavangardizm
Heves’in 9. sayısı çıktı. Özetle bundan önceki tüm sayıların tüm verimlerinin toplamı ve sığası olan bu sayının 2006′ın başına denk gelmesinin hayırlı olduğunu düşündüğümü belirteyim. Heves’in bundan önceki sayılarında yer verdiği isimlerde ısrar etmesi, belki de ilk sayılarda unuttukları ya da es geçtikleri bazı deneylerin üzerine risk alarak gitmeleri de (+) olarak bir kenara not ediliyor. Zaten dergi kendi genişlemeşi sırasında bunları fark etti. Öztek ve Özkarcı’nın iyi bir iş çıkardıkları, en azından “herkesi memnun etmek” kategorisini terk etmiş olmaları benim için önemlidir.
Kitapçılarda tonla şiir dergisi var, bunlar arasında ayırd edilebilir birkaç dergi var. Bunlar da zaten şiirin gerçek mecraları olarak hayatlarına devam ediyorlar. Heves’in aslında büyük bir risk alarak, yeni bir kulvara uzun zamandır göz kırptığını söyleyebiliriz. Avangardizm kimsenin tekelinde olmadığı gibi, çok da sevimsiz bir kavram artık. Kimse kimseyi avangardlıkla, dekadanlıkla falan itham etmesin. Zamanın neo-barokluğu karşısında şairin biçimler ve deneyler arasındaki mesaisi öyle tanımlamalar kaldıracak gibi değil.
Şiirin dibe vurduğu konusunda fikirler dolanmakta etrafta. Öyle bir şey olduğunu sanmıyorum artık. Sadece yapılar değişiyor ve bunlardan haberdar olmayanlar da yaygarayı basıyor. Durmadan vurgu yapmaya çalıştığımız “Sözlü Kültür” verimi olarak şiir ortadan kalkmaktadır. Bunu fark edebilenlerin de zaten şiirlerini çoktan değiştirdiğini -ki bu hiç ayıp birşey değil- görmek de güzel. Geriye bir tek sorun kalıyor, eleştiri tepelerinde yer tutmuşların da “tamam mı devamı mı” sorusunu kendilerine sormaları.
“Yeni” kelimesinin “yeniklikle” bağlantısı Türk Şiiri için çok kullanılabilecek bir ilişki. Zaman ve mekan algılarımız tüm dünya ile ortaklaşa giderken ve hepimiz de aynı dünyada yaşadığımızı fark etmeye başladığımızdan beridir elimize geçen bir fırsat var. Bu fırsat bizim kendimizden yarattığımız bir fırsat falan değil, ama dünyadan haberdar olma noktasında hepimizi eşitleyen araçlara ulaşmamız vs bağlamında herkesin kendisine başka amaçlarla kullanabileceği bir imkanlar yumağı. 80′ler 90′lar falan derken görülebiliyor ki her zaman dilimi kendi ucubelik genlerini kendisinden sonraki kuşağa aktarabiliyor. Şu sıralar gelişmekte olan bütün bu verimleri bir şekilde anlayabilmek için hasır altı ettiğimiz, zincirlediğimiz ucube RNA ve DNA’larımızı oturup görmek gerekiyor. Bunları yapmayan birkaç kuşak ise, yayınevlerinin, dergilerin, muhabbetlerin ortasında en “freaky” halleri ile yazıp çiziyor. Konuyu fazla dağıtmadan diyebilirim ki “ailenizin eleştirmenlerine ve dergilerine” fazla güvenmeyin.
Sonuçta, Heves 9, kısmî integrasyon yöntemi ile çözdüğü integralin C kısmını fark etmiş görünüyor. Sîna Akyol dışında..
Hamiş: Israrla şiirleri teksir yolu ile dağıtılması gerekenler: Barış Özgür, Aslı Serin, Zeynep Arkan.
Hamiş II: Heves 9′un Bellek bölümünde yer alan şiirlerim 2002-2005 arasında yazdığım şeylerdir. “Bella için Taze Zillet Çilekleri“ni “Leziz Ceset Oyunu” ve “Yeryüzüne Nah Yapan Sevgililer“le birlikte anmak gerekir ki, izleyen birileri için bunlar Nesnevi‘den sonra görsel şiire ve deneye doğru giden ara-gaz şiirleridir.
Hamiş 3: Babam Adanalıdır.
İşlerden
www.poetikhars.com/camera