Belki bir de maç sonuçlarını gösteren bir bölüm de eklenebilirdi.
![]() |
Alacakaranlık Anıları Bellek Yitimi Kültüründe Zamanı Belirlemek Andreas Huyssen |
![]() |
Allah’ın Batısında Gilles Kepel |
![]() |
Cumhuriyet İradesi Demokrasi Muhakemesi Türkiye’de Demokratik Katılım Arayışları Ayşe Kadıoğlu |
![]() |
Dehşetler ve Uzmanlar Adam Phillips |
![]() |
Deli Dumrul’un Bilinci “Türk-İslam Ruhu” Üzerine Bir Kültür Psikolojisi Denemesi Bilgin Saydam |
![]() |
Hız ve Politika: Dromoloji Üzerine Bir Deneme Paul Virilio |
![]() |
İmgenin Halleri Mithat Şen’in Resmine Doğru Üç Deneme Orhan Koçak |
![]() |
İnternet Çağında Gazetecilik Serhan Yedig, Haşim Akman |
![]() |
Kovulanın İzi Denemeler Yaşar Çabuklu |
![]() |
Örtülü Kimlik İslamcı Kadın Kimliğin Oluşum Öğeleri Aynur İlyasoğlu |
![]() |
Vulcan’ın Çekici Philip K. Dick |
![]() |
Medyakronik Kürşat Bumin |
![]() |
Genç Bir Kız Dan Franck |
![]() |
Uzanmış Çıplak Dan Franck |
![]() |
Taklitçiler V. S. Naipaul |
![]() |
Veciz Sözler Barış Bıçakçı |
![]() |
Fazladan Bir Adam Jonathan Ames |
Dayısının siyah/simyasız resimleri
Karısının gözlükleri, düş umacısı tüller
Hacdan gelen bir şişe zemzem
Hacdan gelmeyen Muhammed hüznü
Olivetti bir daktilo, kırmızı şeritli
Altın yemek takımları, kağıtlar, bonolar, senetler
Dönerek, dönerek içine eşyanın, dönerek içine
Ölerek, ölerek sona yaklaş ey Mutassavıf
İn eteklerime, dök şerbetini, ah öl Mutasavvıf
Öl ki bir cendere resmidir cennet
İç yüzünde aynalar biriktirdiğimiz
Dön aşkın, dön sefil, dön beceriksiz, dön
Dön ki dökülesin kendine, devril kendini
Aç yüzünü, ört perdesini karanlıklarının
Şahadet et sahici sokaklarına İstanbul’un
Bizans adına, yüz adına, Akşemseddin adına
Velilerimizin, nebilerimizin, ayetlerimizin adına
Sualtı güllerinin adına, odaların ve sevişmelerin adına
Gömülerin, yüzlerin, Hurufîlerin, küfürlerin adına
Ah dön Mutasavvıf, ne olur dön yüzümüzü cennetimize.
belki toplarım ya da yırtarım
elimi ellerimle belki demesem keşke”
Eskici dükkanında asma saat
çelik bir şal atmış omuzuna
yemiş yelkovanla akrebini karnı tok
Oktay Rifat, Asma Saat
Bizden önce “yelkovansız, akrepsiz saat” nesne falan değilmiş, şimdi eklentisiz hiç bir nesne yok.
John Ashbery, “bir iççekişin kabarcıklı dış görünüşü gibi” ile olayı özetliyor, en azından 20. YY şiiri için..Bundan böyle göçüklerin de merkezi, tazyiki anlamak için birinci dereceden “şiirsel”.
C64 hata mesajları elbette çok detaylı değiller. Ama yine de bir bilgisayarın “hata mesajı”nın metinselliği ve anlamı falan filan..Güzelmiş bu, yapacağım birkaç tane daha..
İsimlendirme konusunda biraz sıkıntı çektim. Lale Müldür Poetikasına Giriş de olabilirdi. Şiir “Seriler Kitabı”ndan.
Hesap makinasında hiç “şiir” yazmaya çalıştınız mı?
Yapıp da sonra unuttuğum tonla şey arasında “bekleyiş” de varmış, buyrun.
Heves’in 9. sayısı çıktı. Özetle bundan önceki tüm sayıların tüm verimlerinin toplamı ve sığası olan bu sayının 2006′ın başına denk gelmesinin hayırlı olduğunu düşündüğümü belirteyim. Heves’in bundan önceki sayılarında yer verdiği isimlerde ısrar etmesi, belki de ilk sayılarda unuttukları ya da es geçtikleri bazı deneylerin üzerine risk alarak gitmeleri de (+) olarak bir kenara not ediliyor. Zaten dergi kendi genişlemeşi sırasında bunları fark etti. Öztek ve Özkarcı’nın iyi bir iş çıkardıkları, en azından “herkesi memnun etmek” kategorisini terk etmiş olmaları benim için önemlidir.
Kitapçılarda tonla şiir dergisi var, bunlar arasında ayırd edilebilir birkaç dergi var. Bunlar da zaten şiirin gerçek mecraları olarak hayatlarına devam ediyorlar. Heves’in aslında büyük bir risk alarak, yeni bir kulvara uzun zamandır göz kırptığını söyleyebiliriz. Avangardizm kimsenin tekelinde olmadığı gibi, çok da sevimsiz bir kavram artık. Kimse kimseyi avangardlıkla, dekadanlıkla falan itham etmesin. Zamanın neo-barokluğu karşısında şairin biçimler ve deneyler arasındaki mesaisi öyle tanımlamalar kaldıracak gibi değil.
Şiirin dibe vurduğu konusunda fikirler dolanmakta etrafta. Öyle bir şey olduğunu sanmıyorum artık. Sadece yapılar değişiyor ve bunlardan haberdar olmayanlar da yaygarayı basıyor. Durmadan vurgu yapmaya çalıştığımız “Sözlü Kültür” verimi olarak şiir ortadan kalkmaktadır. Bunu fark edebilenlerin de zaten şiirlerini çoktan değiştirdiğini -ki bu hiç ayıp birşey değil- görmek de güzel. Geriye bir tek sorun kalıyor, eleştiri tepelerinde yer tutmuşların da “tamam mı devamı mı” sorusunu kendilerine sormaları.
“Yeni” kelimesinin “yeniklikle” bağlantısı Türk Şiiri için çok kullanılabilecek bir ilişki. Zaman ve mekan algılarımız tüm dünya ile ortaklaşa giderken ve hepimiz de aynı dünyada yaşadığımızı fark etmeye başladığımızdan beridir elimize geçen bir fırsat var. Bu fırsat bizim kendimizden yarattığımız bir fırsat falan değil, ama dünyadan haberdar olma noktasında hepimizi eşitleyen araçlara ulaşmamız vs bağlamında herkesin kendisine başka amaçlarla kullanabileceği bir imkanlar yumağı. 80′ler 90′lar falan derken görülebiliyor ki her zaman dilimi kendi ucubelik genlerini kendisinden sonraki kuşağa aktarabiliyor. Şu sıralar gelişmekte olan bütün bu verimleri bir şekilde anlayabilmek için hasır altı ettiğimiz, zincirlediğimiz ucube RNA ve DNA’larımızı oturup görmek gerekiyor. Bunları yapmayan birkaç kuşak ise, yayınevlerinin, dergilerin, muhabbetlerin ortasında en “freaky” halleri ile yazıp çiziyor. Konuyu fazla dağıtmadan diyebilirim ki “ailenizin eleştirmenlerine ve dergilerine” fazla güvenmeyin.
Sonuçta, Heves 9, kısmî integrasyon yöntemi ile çözdüğü integralin C kısmını fark etmiş görünüyor. Sîna Akyol dışında..
Hamiş: Israrla şiirleri teksir yolu ile dağıtılması gerekenler: Barış Özgür, Aslı Serin, Zeynep Arkan.
Hamiş II: Heves 9′un Bellek bölümünde yer alan şiirlerim 2002-2005 arasında yazdığım şeylerdir. “Bella için Taze Zillet Çilekleri“ni “Leziz Ceset Oyunu” ve “Yeryüzüne Nah Yapan Sevgililer“le birlikte anmak gerekir ki, izleyen birileri için bunlar Nesnevi‘den sonra görsel şiire ve deneye doğru giden ara-gaz şiirleridir.
Hamiş 3: Babam Adanalıdır.
Heves Şiir-Eleştiri Cilt: IX
İçindekiler
Biri Işıkları Söndürsün
Barış Özgür 5
Gün Gibi Ortada
Zeynep Arkan 10
Viyana: Kahramanlar Meydanı
Ernst Jandl 12
Şiirler
Mehmet Öztek 14
Muhtarlar
Sadık Akfırat 16
Liste
Erhan Altan 17
İçiçe Ayaklanmalar
Necmi Zeka 26
Düz Mantık Sistoloji
küçük İskender 27
Yerçekimi Bilgisi
Hakan Şarkdemir 28
Modern Zamanlar
Selçuk Yamen 30
Aktarım Hatası
Aslı Serin 35
Mavi Defter No: 10
Daniil Kharms 38
Eksik Bir Şair: Turgut Uyar
Utku Özmakas 39
Asya ve Teneffüs
Ali Özgür Özkarcı 57
Fendimi Bildim Bileli
Murat Üstübal 59
Teneffüs
Sadık Yaşar 62
Kancağız
İdil Kızoğlu 63
17.08.2005
Cuma Duymaz 64
Bellek:
Serkan Işın 65
Ömer Şişman’da “hata devam ediyor”
Mehmet Öztek 73
Ağzımdan Kaçan Karanlık
Ömer Şişman 79
Şiirler
Sina Akyol 83
Mıhemed’e uç ram
Bülent Keçeli 88
Doğruyu Görmek
Bern Porter 90
Niobe I
Ebuzer Saray 91
Kışşşşşşşş Uykusu
Burak Acar 92
düğün altında Multi-faith praying…
Efe Murat 94
Antalya: Akdeniz Kitabevi
Ankara: Turhan, İmge, Bilim Sanat ve Dipnot Kitabevleri
İzmir: Ercan, Kabile, Pan, Yakın ve İletişim Kitabevleri
Adana: Eylül, Zend, Karahan, Kitap Dünyası, Kitapsan, Öz Bilgi Kitabevleri ve Fotoğrafya Kültür Sanat Kulübü
Mersin: Mersin Kitap Kulübü, Kitapsan, Öz Ağaç ve Turunç Kitabevleri
Manisa: Özgü Kitabevi, Ütopya Cafe
Antep: AKM, Cevizli ve Kelepir Kitabevleri
Konya: Çizgi, Nüve ve Yol Kitabevleri
Bursa: Can, Nt ve Ezgi Kitabevleri
Van: Star2000 Kitabevi
Alanya: Kitapçı Kitabevi, Bilen Market ve Ergül Kitabevi
Kırşehir: Düşün Kitabevi
Diyarbakır: Eflatun Kitap Okuma Salonu, Kitap Diyarı, Babil Kitabevi
Kayseri: Bilge Kitabevi
Trabzon: Üç Yol Kitabevi
Eskişehir: Adımlar ve Kedi Kitabevleri
Antakya: Yener Kitabevi
Adapazarı: AKM (Adapazarı Kültür Merkezi), Değişim ve İxir Kitabevleri
Malatya: Cumhuriyet Kitap Kulübü, ABC Kitabevleri (Çarşı ve İnönü Üniversitesi şubesi)
Maraş: Seha ve İşler Kitabevleri
Muğla: İlayza Üniversite Kitabevi
Çanakkale: Paradigma Kitabevi
İzmit: Gonca Kırtasiye, Fırat Kırtasiye
İskenderun: Elma Kitabevi
Kırklareli: Zafer Kırtasiye
Sivas: Erguvan Sahaf, Kültür Kitap
Batman: Arı Gazete- Dergi Bayii (Ahmed Arif Bulvarı’nda), Peron Gazete-Dergi Bayii (1. cadde üzerinde.), Çile Kitabevi, (2000 iş Merkezi’nde 3. katta.), Zen Kitabevi (2000 iş Merkezi’nde 3. katta.)NT Mağazaları (Final Dersanesi altı.)
391-38: Urbanalities
http://www.391.org/38
Flash 6 required, broadband connection preferred.
editors: babel vs escha
what is it?
a cross between a short story, a poem, an animated comic and a musical. the text is generated randomly as you watch, so you will never see exactly the same story twice.
why?
because the web is short of mini-multimedia-musical-stories, or maybe because it just turned out that way. also, babel and escha drink too much tea and coffee, respectively.
babel vs. escha?
babel and escha have been collaborating via 391.org and the 404 since 2004. their “versus” collaboration is different to an “and” collaboration because it is a series of antagonistic remixes rather than a jointly conceived creation.
391.org / (”but this isn’t dada!”)
“dada has 391 different attitudes and colours according to the sex of the president” - tristan tzara
Can Yayınları ve ideefixe.com işbirliği ile yürütülmekte olan kampanya uyarınca, Nesnevi‘yi 1.5 YTL’ye satın alabilirsiniz. Bu haberi verirken, aynı zamanda duruma da bir bakalım:
- Metropol Aşkları isimli kitap (1999, Liman) tükenmiş görünüyor. Bir daha da basılacağını sanmıyorum.
- Gece ve Şeyler’in sözleşmesi bitti ve zaten uzun zamandır ortada yoktu, o da tükendi. Tekrar basılacağını hiç sanmıyorum. İnkilap’ın başında şair var ama..


- Hubble, Yom Yayınları’ndan çıktı ve hiç dağıtılmadı.
Özetle, 1999′dan beri kitap işlerinde olan budur. Dergilerde yayınladıklarımın çoğunu da işin içine katınca, bunca emeğin saçma sapan olduğunu düşünüyorum. Teknokrat (İTÜ çıkardığımız iki sayılık fanzin), Mizan, Eylül Öykü, Yasakmeyve, Zinhar ile birlikte dergi konusunu da şöyle böyle başarılı buluyorum, kendi adıma. En azından QuarkXpress, Freehand, Adobe Photoshop falan gibi programları kullanmayı öğrendim. Artık bundan sonra ne işime yararlar bilmiyorum..
Arthur Schopenhauer, “The will is the inner nature of each experiencing being and assumes in time and space the appearance of the body, which is an idea” gibi birşey söylemiş. Will = irade ise, ben bu irade’yi şiir için gösterdiğimi düşünüyorum. Diğer tüm şeylerdeki toplam irade payımı, idareli bir şekilde iradeye aktararak. Deneyim açıktır kendim için: “yeisle saldıracağım kendime ve düşmanı olacağım kendimin.” Bunu yapmaktan büyük bir şeref duydum, kendimin oyunlarına, göz boyamalarına, yanıltmacalarına karşı koyarken yenilir gibi gözüküp, sonra da “şiir” çıkarmaktan büyük onur ve haz duydum. Özetle şiirde bir kariyer olsaydı bile o da başıma falan düşerdi…
İnsanın şiirle veda etmesi adettendir. Buyrunuz:
“bitti”lerimizi değişelim isimli uzun bir şiirden..
bu şiirler, divanı olmayan yerlerimizin
bir koşu bakkala gönderemediğimiz
dönüp de bir tutam şekere öpemediğimiz.
Bunlar yer değil, yer de değil
İnse konsa uçsa sonra, şipşak hiç değil
Sana emanet değil, kemik değil, et değil
Ete vursa kekre, ilik değil, dert değil
Elde kalem, bir damara serum
Kağıtta dövme değil, böyle katran kırmızı
Kan değil, revan değil, aksa bir türlü
Şerbet değil, dinamo değil, vıcık vıcık harfse
Meram değil.
Tutup vurulsa kantara, cıvata değil
Mehtaba çıksa akşam, aksam değil iş değil.
Makas gözlük falçata çakmak pipo
Cinayet değil.
sevgilerimle
serkan ışın
Baki Asiltürk’ün Virgül’de Kasım’da tanıttığı kitaplardan biri -Metin Cengiz’in yeni kitabı “Şiir İmge Biçim Biçem / di-graf, 2005- hataları ile mağrur ve aynı zamanda Türk Şiiri’nin kimlere kaldığının da acı bir örneği.
Bu kitabın hataları ve söylemi konusunda bir defter dolusu şey yazıp çizdim. Fakat görüyorum ki daha “form” ile “biçim” konusunda tercih yapamayan bir adam hâlâ ve hâlâ yazıp çizmeye devam ediyor.
Daha önce de konu olmuştu fakat devam edilmedi, ben Baki’nin iyi niyetinden şüphe duymuyorum ama yine de Metin Cengiz‘in kitabının ilkokul seviyesinde bir poetika ve “polemik” anlayışı mevcut. Önümüzde duran diğer kitapları da bu kanıyı -özellikle modernizm konusundaki- pekiştirmekle kalmıyor, daha çok “sözlü kültür”ün çıkışsızlığını da görüyorum.
Örnekler mi? Hemen buyrun:
Ofsayt numara 1: “Üstelik, ulusal anlamda belirleyici olan şiir geleneğimize karşın” Kaynak rica ediyoruz.
Ofsayt numara 2: “Özellikle de şiirin sözcüklerle yazıldığı…” Harfler, şekiller, noktalama işaretleri nedir?
Ofsayt numara 3: “Sözcükler kendilerinden farklı şeyler oluyorlar artık. Söz, büyüye dönüşüyor. Sözün sözcük olarak ağırlığı kalmıyor.” Gösterge/gösterilen arasındaki ilişkiyi ilk kez “büyü” ile açıklayan bu eleştirmen arkadaşımızı kutluyoruz. Bir de İslamcılara kızarız di mi? (ilgili şiir Nazım Hikmet’in “Üç Selvi”si.)
Ofsayt numara 4: “Dahası gerçek şiirde…” Sibernetik şiir nedir merak ediyoruz? Ne demek gerçek şiir, somut mu, gerçekçi mi, elle tutulan mı, yazılmış mı, sıkı mı ne?
Ofsayt numara 5: “şiir dışı olanın”. Kaynak istiyoruz, şiir dışı olan nedir? Kim karar verir? Şiir içi ve dışı konusunda referans istiyoruz.
Ofsayt numara 6: “Kompoze etmenin bir sanat ürününde amaç olduğu..” Kompoze etmek ne demektir, “compose” mu, türkçesi yok mudur? Varsa neye karşılık gelir:
Bkz* adresinden gördüğümüz kadarı ile “compose” sadece yazı ile ilgili değil. Kelime seçimi güzel, fakat işin içinde görsellik, ses falan herşey var. “oluşturmak, meydana getirmek, yaratmak, yazmak, bestelemek, düzenlemek, toparlamak, ara buluculuk yapmak, yatıştırmak, şiir yazmak, eser yaratmak“.
Daha ilk yazıydı bu kitaptaki. Gerisini siz düşünün. Orada burada yaptığı muhabbetlerden aklında kalanları “kuramsallaştırmak” diye bir şey yoktur.























