Alışılmadık kent

TCDD’nin banliyö hatları için yeni düzenlemesi, Sirkeci-Halkalı hattında Marmaray denen acayip bir proje ile devam ediyor. Proje’nin özellikle kazı çalışmaları sırasında ortaya çıkanlar, arkeolojik zenginliğimizin köklerine doğru yanlış kazmaların vurulmasını sağlarken, altı Pagan, üstü Kilise misali tuhaf bilincimizin topraktan fışkıran hallerini de ortaya çıkarmış durumda. Bu ayrı bir blog konusu olarak bir kenarda dursun fakat kent ile ulaşım arasındaki tüm ilişkileri acayipleştiren birkaç birşey not etmek istiyorum.

Akşam saatlerinde Sirkeci-Halkalı banliyö trenlerine binmek, en azindan İstanbul’un orta sınıfı ve bunun ulaşım yaşantısını görmek açısından ilginç bir deneyim. Trenlerin arkaik halleri, istasyonların renklerinden tutun da konumlanışlarına, ahşaplarına, barındırdıkları memur ve güvenlikçi tipine kadar filim konusu. Daha önce “Veli ve Efendi Dışındakiler” isimli uzun, parçalı ve Nesnevi sonrası bir şiir de yazdığım bu banliyö yolculuğu, içinde insan hikayeleri ve aslında herşey barından bir çöl manzarası.

Son aylarda Marmaray Projesi yüzünden seferler bazı yerlerde “tek hat” üzerinde ilerliyor. Bu uygulama yüzünden bir kaza da olduktan sonra işi sıkı tutmuşlar anlaşılan. Şimdi tren önce Sirkeci’den kalkıyor, sonra Cankurtaran civarında diğer treni beklemeye başlıyor. Zaten tıkış tıkış olan tren yaklaşık yarım saat karşıdaki treni beklerken insanlar trenden iniyor, evlerine gitmek için geçen bu talî zamanda sigara içiyor, konuşuyor ve yönetimle kavga ediyorlar. Uzun lafın kısası İstanbul kentinin gerçek yüzü ya da gerçek halkı bu banliyö kendisini kaç yılında hissediyorsa, işte tam da o yılda yaşıyor. Eski’nin üzerine Yeni’yi inşa etmek konusunda 200 yıllık bir geleneğe rağmen, nedense vazgeçemediğimiz bazı tepkiler var. Neden TCDD oturup da yeni bir proje yaparken eskisinin de yarı-zamanlı işlemeye devam etmesini istiyor? Bu yarım yamalak halin, 1.3 YTL ödeyen insanlara ne gibi bir faydası var?

O trenin geçtiği yerlerde görünen renkler ve insanlar ile İstanbul’un ortasında akıp gitmekte olan hayat arasında bir bağ yok. Orası, yani o yol, belki de bir zaman tüneli ya da bir çeşit geçit. Bu geçit kendisi apaçık ortadayken, bizden çeşitli numaralarla saklanan fakir-fukarayı bize açan tuhaf bir yer. Ve canlı tutulduğuna göre, şair için, özellikle sözlü-kültür şairi için bulunmaz bir kaynak.

Bir de şu not: Eski ve devlete ait olan ulaşım araçlarında her zaman tek bir şey iyi çalışıyor. Yani diğer tüm özellikleri ortadan kalksa da, içeride kuruluşundan beri sadece bir tek özellikle ayakta duruyor. Banliyö trenlerinde doğru dürüst çalışan tek şey: “ısıtma”. İmdat kolu, kapılar, döşeme, camlar vb. herşey paslanmış, eskimiş ve bir işgal altı İstanbul’u havası verirken “ısıtma” çalışıyor..Teşekkürler TCDD!

İşlerden

Vatandaş
Scanemic Readings: Tarayıcının üzerine herşeyi koyun ve tarayın!
Motör Tepkileyici Yazıt: Serkan Işın, 2007
\"Burada olanların anısın\": Tarayıcının üzerinde durmayı tarama sürecince başarabilen herşey..
Motör Tepkileyici Yazıt: Serkan Işın, 2007

www.poetikhars.com/camera

Yorum Yapın

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.