güzelliğin daniskası
Çağı nasıl adlandırmak gerekir? Başlangıcından itibaren “yeni binyıl” lafları ile ve “bilgi otobanı” ifadesinin katedilmez büyüsü ile karşımıza çıkmadı mı? Endam edip de gözümüzün önüne serdiklerinin, acı, hazmedilemez görüntülerini ayrıştırıp, belleğimizde yeniden bir kareye sokabiliyor muyuz? Aksıyoruz, tıksıyoruz açıkcası. Ve şikayet etmeyi de bilmiyoruz.
Sıkıcı meta tag’lar: 90′lar, seks, cinsiyet, gövde, ilerleme, modernleşme, caz, şiir, edebiyat, kitap, aşk, sevişmek, sevgi, duygu, apartman, kürtaj, üçüncü kişi, öteki, şiir, düz anlam, kendi.
Popüler meta tag’lar: şiirsel, metafiziksel, içsel, düşsel, bankamatik, hız, -süsü vermek, -gibi yapmak, mışgibi davranmak, aç, kaydet, tamam, iptal, esc tuşu, yan anlam, anlam bulutu, büyülü, sihirli, ayak uydurmak, i-pod, mod, ekolayzır, dvd, divx, porno, denemek, ot.
İnternet’i bilgi otobanı olarak niteleyen Bill Clinton’u ara sıra bizim e-5′te gezdirmek gerek. Bilgi ve kazanın izdüşümleri, sahnelerinin insan gövdeleri ve parçaları üzerinden yeniden tanımlanması herhalde soyut bir anlama sığmazdı.
Arzulanmak: Hegel’e göre kölenin efendiye duyduğu ölümcül arzu, bir yerden sonra çalışma ile ikame edildiğinde bu adi pratik onun mutsuz bilincini geliştiriyordu. birine arzulanmak, birşeye arzulanmak, birisi tarafından arzulanmak, bir şey tarafından arzulanmak. Nesne, özne ilişkilerinin dünya vatandaşı olduktan sonra aldığı trajik hal Kojeve’in gözünden kaçmamış olsa gerek. Her şey ile her insan arasında büyük bir meta bolluğu var. Meta boşluklarından müzdaripliğimizi kapatmanın tek yolu Cioran okumak mı? Kendini şüphelerinin eline teslim etmiş bu Romen’in edebiyat dışı alanındaki temsilcileri kimler? Mafya babaları, örgüt üyeleri, intihar bombacıları, paralı askerler. Sezar’ın kanlı ayaklarını kapatmak için gösterdiği nezaket onu ölümden kurtarmadı, ama “adabi ile ölmek” diye birşey de vardı. Savaş meydanında askerin ölüm anı, artık edepten susmak değil, şaşkınlıktan dona kalmakla ifade edilebilir: “Bahsi kazandım mı?”
Bahsi kazandınız! 99′da Metrıpol Aşkları kitabında “kentte aşkın” sadece bir duraktan diğerine kadar sürdüğünü yazmışım şiirin birinde. Görüyorum ki “bakışmalarımızın tarihi” ansiklopedik bilgilerle doldurulabilse de, süre olarak uzatılması için kuvvet macunlarına, hatta bakışma viagrasına ihtiyaç duyuyor.
Kendisine yeis ile saldırmayı bilmek gerek. *avi ve *mpg dolu klasörlerimiz kadar bu çağa batmış durumdayız. Kendime açtığım kredi ile yaşıyorum diyordu Niçe, Ecce Homo’da. Kredi açan Tanrı’nın kaç bankası var Batılı için? Bizim için banka da, kredi de yok. Duygu balyalarımızı öğütsün öyleyse çağ!
Bu çağ, güzelliğin daniskası!
Bir yorum da senden
Siteye yorum bırakabilmek için giriş yapman gerekiyor.
